tenisçi dirseği

İnsan oğlu varoluşundan bu yana hep eline ihtiyaç duydu. Ateş yakarken, avlanırken, barınma ortamını hazırlarken. 1990’dan beri ise bu alışkanlıklarına bir yenisini ekleyerek bilgisayar ve masabaşı faaliyetleri ekledi. Aslında burada biraz daha dikkatli davranacak olgular bulunsa da, ne yazık ki başarısızlıklar beraberinde tenisçi dirseği (lateral epikondilit) gibi birçok sağlık probleminin belirginleşmesinde aktif rol üstlendi.

Tenisçi dirseği nasıl anlaşılır?

Tenisçi dirseğini anlamak aslında oldukça kolaydır. Bir cismi kavramaya çalıştığınızda veya el bileğinizi yukarı kaldırma gayretini bir dirence karşı gerçekleştirdiğinizde genelde ani başlangıçlı ve keskin bir ağrı tanımlaması olur.

Hastalar genelde su bardağını bile taşımakta güçlük çektiğini ve günün her anında varlığını hissettiğini belirtir. Genelde istirahat sırasında bulgu vermemekle beraber, durumun ciddiyetine göre en basit fiziksel aktivitede bile varlığını hatırlatmaktadır.

Nadiren de olsa, özellikle uzun soluklu ve hiçbir tedavi almamış kişilerde bu ağrıların ve disuse (kullanmama) alışkanlıklarının yarattığı destekleyici stratejilerin sinirlerde hassasiyet yaratabildiği gözlemlenmiştir. Bu tarz vakalar tenisçi dirseği statülü kişilerin çok azında görülmekle beraber, atlanmaması gereken bir husustur. Pek tabi, bu rahatsızlıkların bir veya birkaçını gözlemlediyseniz bir ortopediste danışmanız önemle arz olunur.

Tenisçi dirseği neden olur?

Görülme sıklığı oldukça yüksek bir rahatsızlık. Aslında bunun temelini anlamak için bazı şeylerin ayırdına varmak da gerekiyor. İnsan vücudu her açıdan eşsiz özellikleri ile donatılmış olsa da, bazı konularda kötüye kullanım, ister istemez problemlerin belirginleşmesine de sebebiyet verdi. Bunlardan birisi de şüphesiz doğru yükleme mentalitesinin kazanılmaması. Bu yazımızda tenisçi dirseği ve neden geliştiğini doğru şekilde anlatarak, etkin tedavi süreci hakkında fikir vermeye gayret edeceğiz.

Bkz: Tendon ne işe yarar?

Vücudumuzdaki birçok çalışma prensibi doğrudan kökenini fiziksel normlardan alır. Tendonların çalışma prensibi de bunun çok ötesinde değildir.

Bir stres uyaranı, her daim aktivasyon veya reaksiyon oluşturur. İnsan da çoğu zaman bu diyagramın ötesine kendisini atamadığından sürekli bir sarmalın içinde bulur kendisini. Özellikle bol tekrarlı yapılan faaliyetler her zaman sakatlanmaya dair zeminin oluşmasına da vesile olur.

Bunu size yalın bir metot ile anlatmaya çalışalım. Bir kas kitleniz birim zamanda 100 birimlik kuvvet açığa çıkarsın. Enerji döngüsü de bu mimariye tam uyumlu şekilde entegre edilmiş olsun. Siz ise örnek faaliyet olarak ıslak bir bezin nemini almaya odaklanın. İlk tekrarda, elinizdeki aktif kaslar 100 birimlik kuvvet açığa çıkarsın. Ancak bu döngü, stabil seyretmez. İlk etapta 100 birim, sonra 95, sonra 90, sonra 75 derken eğrinin çok altında kalan bir kuvvet oluşturmaya doğru seyreden bir diyagram vardır.

E bu neyi çağrıştırır? Bu döngüde azalan eğriyi doğru takip edin ve gelin bir başka soru ile konuyu biraz daha pekiştirelim!

Tenisçi dirseği nasıl olur?

Azalan kuvvet diyagramı ile bir temeli güzelce inşa edebildik. Ancak halen olayın mimarisine inemedik. Siz tekrar sayısıyla beraber, kasta oluşan yorgunluk pergelinde daha az birim bazda kuvvet açığa çıkarabilir hale geldiniz. Ancak size tesir eden dış fiziksel stres (bu örnekte nemli havlu) fiziksel olarak baki. Yani siz 55 birim kuvvet üretecek kadar düşseniz de, tesir eden kuvvet 100. Dikkat ederseniz, kaslarınız artık 45 birimlik açık vermeye başladı. O halde, bu açık nasıl tolere edilecek?

Aslında burada insan vücudunun nasıl çalıştığını da anlasak, sanırım süreci yorumlama açısından elimiz de güçlenecek. Her adım ve karar, birçok reseptör tarafından doğrulanır. Basınç, tamam! Gerilim, tamam! Ancak azalan kuvvet, oluşan açığın tolere edilemeyeceğini öngördüğünde bir şey yapar. Ne mi? Kasta sertlik, gerilim artışı. Peki bunu neden yapar? Çünkü tendonlarınızda yer alan reseptör, beyne şu komutu gönderir. “Buraya kadar her şey ziyadesiyle güzeldi. Ancak açık vermeye başladık ve bu açık tolere edilecek boyutun ötesine taştı!”

Bu örneklemi anlamak için aniden sprint atmaya çalışan bir sporcuyu örnek alalım. Bu sporcu harekete yeltendiği sırada, reseptörler oluşan kinetik enerjiyi kontrol eder ve saniyenin çok altında süzgeçten geçirir. Uyarımın gücü, kasın sönümleyebileceği amplitüdü, elastikiyet seviyesini ve gerilime verebileceği duyarlılığı test ettikten sonra, sizi koruyabilmek adına çok hızlı bir karar vermek zorunda. Ve stop! Hareket sonlandı. Sporcu kramp eşliğinde bacağının arkasındaki kası tutarak, yerde arkadaşlarından yardım isterken bulur kendisini. Ama neden?

İşte bu örgüyü anlamak, vücudumuzdaki birçok yapının nasıl da refleksif yanıtlar verdiğini anlamak konusunda duayendir. Burada vücudun çok ani bir karar vermesi gerekir. Çünkü oluşan kinetik enerji, tolere edilebilen seviyenin üstündeyse, kasın fiziksel bütünlüğünü korumak ve yırtılmaları önlemek adına kası işlevsiz kılmalı. Dolayısıyla kastaki kontrolü bireyden alıp, ilkel bir spazm eğrisine sokmalı.

Elinizde olan da bundan çok farklı değil. Çok tekrarlı hareket düzlemlerinde -buna tıbbi terminolojide overuse (aşırı kullanım) yaralanmaları denir- yapının bütünlüğünü ve elastik yanıtını korumalıdır. Dolayısıyla bu sertlik aslında kasın çekiş kuvvetini azaltma yönünde yaptığı bir içgüdüsel uyarımdır.

Ancak bu uyarı çoğu zaman dikkate alınmaz, alınamaz. Hareket devam ettirilir ve aslında her tekrar, vücudun kabul etmediği bir fiziksel stres demektir. Bunun günlerce, haftalarca ve şanslıysanız aylarca tekrar edildiğini öngörün. Muhakkak başka bir mekanizma ile taçlandırılması gerekir.

İşler son aşamaya gelirse?

Siz o kadar çok tekrar yaptınız ki, vücut artık size fiziksel olarak yönelttiği her uyarana rağmen yanıt alamadı. Siz de hiç olmadığınız derece ısrarlı şekilde uyarımlarla olayı iyice travmatize ettiniz.

Vücut bir karar almak zorunda. Yaralanma ve belki de çok travmatik bir blokaj ile hareket yeteneğini sonlandırmalı ya da hareketin amplitüdünü azaltmalı. Vücudunuz sizi öylesine seviyor ki, kıymet vermediğiniz bu yapıyı her şarta rağmen koruma gayretine girişiyor. Hareketin kuvvetsel değerini kısıtlamak açısından ağrı uyaranını ortaya çıkarıyor.

Gözden kaçırma  Topuk ağrısı, nedenleri ve tedavisi

İşte işler tam da burada başkalaşıp, tenisçi dirseği olarak bilinen bu hadisenin belirginleşmesine vesile oluyor. Artık el bileğinizi yukarı kaldıran ve etkin kavrama kuvvetini açığa çıkaran bu kaslarınız kullanımsal olarak limitlenmiş durumda. Bu aynı zamanda bir uzmana danışmanızın da öncülü.

Burada hararet yapan ve aşırı kullanmaktan yağ ısısı 90 derecenin üzerine çıkmış bir otomobili hayal etmek, sorunun mahiyetini anlamak açısından oldukça elzem. Aracın yağ ısısı 90 dereceye çıktığında, sürüşe devam mı edilir, yoksa yol yardım mı çağrılır? Tabii ki, bir servisin yolu gözükmüştür. Burada da aynı kural geçerli.

E tamam, tenisçi dirseği tedavisi nasıl yapılmalı?

NHS gibi kuruluşların yayınları her ne kadar bilgilendirici olsa da, bu işin özünde işin mekaniğini anlamanın her şey olduğunu düşünenlerdenim. Bir hastalığın fiziksel kuvvetler ışığında tanımlanamayacağı ender ortopedik yaralanma vardır. (Kaynak)

Sınırlar aşıldığında veya kuvvet paternleri incelendiğinde tedavinin temelleri de atılmış olur. Aslında burada çok çalışmış, çok hırpalanmış bir kas kitlesi var. Her şeyden öte bir nebze dinlenmeye ihtiyacı var. Beyniniz, fiziken ve emosyonel olarak buna hazırlanmalı.

Ancak bunun yanı sıra vücudunuzun oluşturduğu iyileştirme paternini de anlamak büyük önem arz ediyor. Overuse yaralanmalarının çoğunda geçerli olan hadise, kullanılacak parametrenin tamamen devre dışı bırakılması üzerine kurulu olmasıdır. Çoğu zaman bu rahatsızlıkların tedavisinde hassas olunması gerekliliğini ortaya çıkaran karmaşık yapı da bundan ibarettir.

Burada her şeyden öte eccentric kontraksiyon üzerine dayalı bir eğitim büyük önem arz eder. Çünkü kısalarak kasılma kombinasyonları, vücut tarafından bloke edilmiştir ve orta-üst ölçekteki her uyarım yeni bir inflamasyon circle’ı (iyileştirme döngüsü) yaratarak sizi haftalarca geriye atabilir. Burada istirahat kadar, dokunun nasıl eğitilmesi gerektiği de büyük önem arz eder.

Kas kendisini kinetik enerji tarafından harap edilmeyecek bir düzende sabitler. Siz her orta ölçekli hareket deneyiminde bir ağrı hissedersiniz ki, bu her ne kadar kulağa yatkın gelmese de yeni bir yaralanma demektir. Aslında burada olan şeyin en doğru tanımı kısır döngüdür. Büyük bir buhranın içine düşmüş vaziyette bulursunuz kendinizi.

Burada yapılması gereken en önemli yaklaşım, kasın uzayabilme (elastikiyet) unsuru üzerine eğitimler planlamaktır. Bunu sağladığınız takdirde, kas kontraktibilite yetisinden önce harekete duyarlı bir hale gelir. Eğer siz elastikiyet üzerine tension (gerilim) yaratmak yerine doğrudan bir gerilim yaratma yolunu tercih ederseniz, bu zaten yaralanmanın temel mekanizmasını oluşturduğundan, çözüm yerine çözümsüzlük doğurur. Kendimizi bir an önce bu kısır döngünün dışına taşıyabilmeliyiz.

Eccentric eğitim ise kalifiye egzersiz paternleri üzerine inşa edilmeli ve pratik edilen günlük hareket paternine uyumlu şekilde konumlandırılmalıdır. Örneğin bilgisayar başında zaman geçiren birinin yaralanma öyküsüyle, bir ev hanımının yaralanma öyküsü, hastalık her ne kadar aynı olsa da kasın temel kullanım dinamiklerinin farklılık göstermesinden dolayı apayrıdır. Burada hareket düzlemini ve olası yaralanmaları göz önünde bulundurmak en temel hedef olmalıdır.

Tenisçi dirseğinde soğuk uygulama?

Soğuk uygulamanın kronik vakalarda geçerli olmadığını bilim dünyası neredeyse kabullenmiş durumda. Özellikle akut fazın atlatıldığı ve zaten kronik rahatsızlıklardan biri olması nedeniyle tenisçi dirseği hastalığı gibi temel rahatsızlıkların da uzun soluklu problemlerin temeli olduğu öngörülürse soğuk uygulama tartışmalıdır. Neden mi?

Soğuk uygulama her şeyden öte, vazokonstrüksiyon yaratan bir eylemdir. Yani kan dolaşımının temeli olan damarlarda daralma. Bu aynı zamanda iyileştirici ajanların (mediatörler) bölgeye taşınması konusunda önemli bir dezavantaj. Her ne kadar soğuğun bir analjezik etkisi olduğu öngörülse de, zaten herhangi bir yaygın ödem veya akut başlangıçlı problem olma vasfının dışında bir önem arz eden tenisçi dirseğinde, soğuk uygulama avantajların, dezavantajlara yenik düştüğü vakalardan biri statüsündedir.

Tenisçi dirseği bandı işe yarar mı?

Eksternal (dış kaynaklı) destekler, her zaman olduğu gibi tenisçi dirseğinde de yüklenilen stresi sönümleme veya absorbsiyon oranını düşürme konusunda oldukça avantajlıdır. Her ne kadar kullanımı, yaygın bir atrofi konusunda soru işaretleri yaratsa da, kişi bu koşullara rağmen iş hayatında kolunu etkin şekilde kullanmak durumundaysa, semptomları rahatlatma açısından kısa süreli kullanımları tavsiye edilebilir.

Burada doğrudan tesir eden kuvvetin minimalize edilmesi temel hedef olmakla beraber, yaygın bir kuvvet dağılımını da uyarma açısından büyük önem arz etmektedir. Bir eksternal destek, her zaman kasın çekiş gücünde azalma meydana getireceğinden uzun dönemli kullanımları (10 günü aşkın) bünyesinde soru işaretleri barındırır.

Ancak başta da bahsettiğimiz istirahat fazına destek sağlamayı, azami düzeyde olmasa dahi desteklediği için kullanımında tıbben bir sakınca yoktur ki, yaygın olmayan tenisçi dirseği vakalarında iyileşmeyi sağladığı da gözlemlenmiştir.

Tenisçi dirseği tekrarlar mı?

Pek tabii. Çünkü sorunun temeline işaret eden birçok hatalı davranışın aslında günlük hayata tesir ettiğini bu süreç nezdinde yorumlamak mümkün. Gerek iş hayatınız, gerekse sosyal hayatınız bu sorunun oluşması için yeterli donelere sahip.

Dolayısıyla tedavi sonrasında yukarıda detaylıca bahsettiğimiz parametreler ışığında kasınızı dinlendirmeyi ve oluşan 55 birimlik kuvvet yerine birkaç dakikalık istirahat nezdinde 90-95 birimlik kuvvet ışığında hareket etmeyi öğrenebilmelisiniz.

Zaten süreç sonlandığında, vücudunuzu dinleme alışkanlığı kazandıysanız şanslı bir azınlık kesimde olduğunuzu da vurgulamak gerekir. Kaslar yorulduğu zaman muhtemeldir ki, hareket frekansını ve gücünü kısıtlamak için bir nebze sertleşir. Aslında bu bulgu, kasın ürettiği güç sırasında zorlandığını ve tesir eden dış kuvveti dengeleyemediğinin işaretidir. Burada hareket sonlandırılmalı ve kasa dinlenme fırsatı tanınmalıdır. Aksi takdirde ilerleyen birkaç ay veya yıl nezdinde tekrar tenisçi dirseği ile karşılaşmanız mucize olmaz.