Sağlıklı yaşamak birçoğumuz için oldukça cezbedici bir deneyim olabilir. Ancak gündelik rutinlerimiz çoğu zaman bu konuda özverili bir yaklaşım sergilememizi gerektiriyor. Çünkü günlük rutinlerimiz, sağlıklı yaşam önerileri arasında yer almıyor hatta çoğu zaman ters bir mekanikle işliyor. Bu da ister, istemez birçok sağlık probleminin belirmesine ve sağlıksız bir rutinin pratik edilmesine vesile oluyor.

Obezite ve sağlıklı yaşam önerileri

Obezite özellikle son 20 yılın en temel problemleri arasında. Çünkü insanların besin kaynaklarına erişmesinin kolaylaşması, 20 yılda global bir savaşın meydana gelmemesi ve endüstriyel üretimin ihtiyaç fazlası stokları beraberinde getirmesi birçok açıdan konforlu gibi görülse de, temelinde oldukça radikal bir yaşam bileşeni olmaya aday.

CDC verileri Amerikan vatandaşlarının %70’inin yüksek kilolu, yani obez olduğunu gösteriyor. (Araştırma)

Türkiye’de ise tüketimsel alışkanlıklar, Amerikalılar ile benzer bir görünümü sahaya yansıtmakta. Özellikle yüksek kalorili beslenme deneyimleri birçok açıdan problemli olarak görülebilir.

Bu alanda meydana gelen önlenemeyen gelişmeler, beraberinde cerrahi opsiyonunu da getirse de, işin esasında kontrollü önergeler ile sistemin tam anlamıyla sağlıklı şekilde kurgulanması mümkün.

Bunun için yıllardır artış eğrisini, hiçbir zaman kaybetmemiş ve tam anlamıyla her sene üzerine yeni katılımcılar ekleyebilmiş obezite problemi için birçok yöntem ve günlük yaşamda dikkate alarak gerçekleştirdiğiniz sağlıklı yaşam önerileri sorunlarınızı çözme konusunda oldukça davetkar.

Bol su tüketmek kilo vermemizi sağlar mı?

Kilo vermek oldukça komplike bir deneyim gibi görülse de, günlük tükettiğimiz kalorinin regülasyonu, bol miktarda su tüketmek veya bir sportif faaliyeti gündemimize almak çözüm teşkil edebilmektedir.

Günlük içilmesi gereken su miktarı çoğu zaman karmaşık ve anlaşılmaz metodolojiler ile dile getirildiğinden veya doğru kaynağa ulaşmakta insanlar büyük ölçüde güçlük çektiğinden su konusu oldukça temel bir hadise.

Yapılan bir araştırma neticesinde günlük içilmesi gereken su miktarı 2.7 litre ile 3.7 litre arasında pozisyonlanmış. Bu miktarlara uyarak su tüketimini dikkate alanlar ortalama 4.5 poundluk bir ağırlık kaybını da sağlayabilmiş. Yine aynı çalışmada tükettiğimiz besinlerin %20 oranında su içerdiğinden mütevellit, sadece saf su tüketimimizin 2 ile 3 litre arasında olması yeterli görülmüş. Bu da yaklaşık 8 ile 10 bardak su tüketmeye denk düşüyor.

Bkz: Su içmenin faydaları

Araştırmalar bu su tüketiminin sadakat ile gerçekleştirildiğinde %30 oranında metabolizmayı hızlandırabildiğini gösteriyor. Çünkü su tüketimi böbrek fonksiyonları, kas enerji sistemindeki verimlilik için mihenk taşı statüsünde.

Ölçülü meyve tüketimi

Meyve tüketimi, özellikle içerdiği C vitamini itibariyle oldukça önemli bir konumda. Bağışıklık sisteminin gelişimi, belirli minerallerin emilmesi gibi parametrelerde anlamlı kazanımlar sağlamaktadır. Aynı zamanda soğuk havaların yaklaştığı bu aylarda, sizin gribal enfeksiyonlara yönelik daha güçlü bir vücut yapısına sahip olmanıza da yardımcı olmaktadır.

Bkz: Çinko eksikliği ve C vitamini

Elma, muz, greyfurt, mandalina, kivi, mango, portakal gibi meyveler, yüksek oranda içerdikleri C vitamini itibariyle oldukça sağlıklı bir konumdadır.

Aynı zamanda bağışıklık sisteminize doğrudan müdahale eden bu vitamin, birçok mineralin emiliminde de aktif rol üstlenmektedir. Birçok problemin kaynağı olarak görülebilecek Demir eksikliği de bu yolla giderilebilmektedir.

Bu verimli kazanımlara karşılık, tüketimin ölçülü boyutlarla sınırlandırılması, içerdiği şeker öğesi nedeniyle tavsiye edilen statüdedir. Özellikle diyabet hastalarının bu konuda temkinli davranması gerekmektedir.

Bkz: Şeker hastalığı

Kahve tüketim miktarlarınızı kontrol edin

Kahve insanoğlunun son yüzyılda en çok tükettiği içeceklerin başında geliyor olabilir. Ancak bu keyifli ve sohbet tadında gerçekleşen tüketim, bir miktar dikkati de üstüne çekmek zorunda.

Yapılan araştırmalar günlük tüketilmesi tavsiye edilen kahve miktarını 2 ile 7 mg arasında sınırlandırmış durumda. Çünkü aşırı kafein tüketimi ve sonuçları konusunda bilim dünyası halen tedirgin. Sportif performansa ve metabolizmayı hızlandırmasına karşılık, sınırların üzerine çıkıldığında özellikle kalp problemleri başta olmak üzere birçok dinamik üzerinde etkinlik üstleniyor olabilir.

Bunun için basit bir hesapla, 70 kg ağırlığa sahip birinin ortalama 4 mg kafein tüketimini kurguladığı yaklaşımda günde 2 bardağın üzerine çıkmaması gerekiyor.

Her ne kadar sportif faaliyetlere etkinliği kabul görmüş bir gerçek olsa da, bu işin psikolojik odaklanma yoluyla mı yoksa fiziksel yansımalarla mı olduğu konusu ise halen karmakarışık. Çünkü diüretik etkinliği bilinen kahvenin tüketimi, mesane basıncını artırarak, sempatik sistem aktivasyonunda gözle görülür bir yükselme yaşatıyor.

Sempatik sistem aktivasyonu her ne kadar sportif müsabakalarda veya egzersiz gibi safhalarda faydalı gibi görünse de, kontrollü bir stres argümanı olarak da yorumlanması gereken bir konu. Dolayısıyla aşırı kafein tüketimi beraberinde sempatik sistemin aşırı aktivasyonu olarak da irdelenebilir.

Bkz: Spordan önce kahve tüketmek

Ancak kahvenin oldukça yararlı bir içeriğe sahip olduğunu unutmamak gerekiyor. FDA tarafından önerilen günlük 400 mg altında kafein tüketiminin vücuda birçok faydası bulunuyor. Şeker hastaları, Alzheimer’a karşı koruyucu bileşenleri ve Parkinson hastalığı için verimli sonuçları olan kahvenin tüketimi doğru sınırlarda, büyük yararlar sağlıyor.

Gözden kaçırma  10 bin adım kaç kalori yakar?

Fındık yemenin faydaları

Ülkemizin toprakları fındık üretimi konusunda cömertkar bir potansiyele sahip olsa da, tüketim konusunda aynı dinamizmi bizler gösteremiyoruz. Oysa ki, fındık besin değeri açısından oldukça çeşitli ve verimli bir alt yapıya sahip.

Fındık yemek bol miktarda magnezyum, E vitamini ve lif kaynağı edinmek demek. Aynı zamanda içerdiği kaliteli yağ kombinasyonuyla beraber, oldukça verimli bir besin kaynağı olması nedeniyle de bolca tavsiye edilmektedir.

Yapılan bir araştırmada düzenli ve alınması gereken kalorinin %10‘unu geçmeyen fındık tüketimi, metabolizmayı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olmakla beraber, şeker hastaları üzerinde de verimli sonuçları beraberinde getiriyor.

Bkz: Günlük kaç kalori almalıyım

Balık yemenin faydaları

Sıkça telaffuz edilen bir gerçek var. Omega-3 hem zihinsel hem de mental sağlığınız için oldukça önemli. Ancak bu hakikate rağmen, bunu bir supplement gibi görmekte ve doğrudan tüketimsel alışkanlıklarımızın içine dahil edememekteyiz. Halbuki, balık sevmeme ihtimalini devre dışı bırakırsak, balık veya deniz mahsülü tüketmenin kanıtlı birçok avantajı bulunuyor.

Kalp hastalıklarda azalma, demans gelişiminde bariyer, depresyonun azalmasında deniz ürünlerinin hatrı sayılır bir etkinliği mevcut. Kısacası Omega-3 bir besin desteği statüsünden öte, muhakkak edinilmesi gereken bir besin ürünüdür.

Yeterli uyku, her şeyi düzenler

Günlük rutinlerimiz, çalıştığımız işyeri veya üstümüze yüklenen sorumluluklar. Çoğu zaman yeteri kadar uyuyamamızın arkasındaki sır perdesi için mutlak bir bahanemiz oluyor. Ancak yeterli uyku deneyimi yaşanmadığında birçok sağlık probleminin de oluşumuna zemin hazırladığımız kanıtlanmış durumda.

Yapılan bir araştırma bize uykunun insülin direncinde azalma, stres ve anksiyete iyileşme ve iştah duyumuzda belirgin değişimin anahtarı olduğunu gösteriyor. Aslında birçok araştırma, yeterli uykunun hormonal yanıtların düzenlenmesi ve sürecin normalleştirilmesi için gerekli bir dinlenme safhası olduğunu gösteriyor.

Fazla pişmiş et kanser nedeni olabilir mi?

Toplumsal olarak steak kültürüyle ve değişik kombinasyonlarda pişmiş etler ile tanışmamız çok da geçmişe dayanmıyor. Özellikle etin fazlaca pişirildiği ve besin değeri açısından oldukça ödün verdiği pişirme yöntemleri toplumumuzda yaygın bir tavır.

Yapılan bir araştırma fazla pişmiş veya yanmış etlerin tüketilmesinin kansere cömert bir davetiye olduğunu gösteriyor. Bu yüzden orta pişmiş et kültürüne bir nebze daha yaklaşmamış gerektiği, kabul etmemiz gereken bir gerçek.

Güneş ile aranıza mesafe koymayın!

Çalışma koşulları ve günlük yaşamda yeteri kadar güneşlenme fırsatı edinememe özellikle son 30 yılda endüstriyelleşmenin bünyemize kazandırdıklarından. Yapılan bir araştırma Amerikan vatandaşlarının %41.6’sında D vitaminin önemli ölçüde yetersiz olduğunu gösteriyor.

D vitamini kanserin önlenmesi, kemik kalitesinin korunması ve kuvvet kazanımı hususunda oldukça verimli sonuçları olan önemli bir bileşen. Aktive olup, bünyemize dolaylı yoldan katılabilmesi için yeteri kadar güneş ışınıyla temas etmemiz gerekiyor. Bunun için ise günün ilk saatlerinden ziyade, öğlen saatleri (çok yüksek sıcaklıklar olmama kaydıyla) tavsiye edilmektedir. Uygulanabilitesi en yüksek sağlıklı yaşam önerileri arasında, yeterince güneşle temas etmek hem en keyiflisi hem de en kolayı olsa gerek!

Kardiyo antrenmanı yapın!

Kardiyo antrenmanları günümüzde sıkça atlanılan, ancak yapılması gereken bir konsept. Kalp sağlığınızı korumanın yanı sıra, birçok basamakta size katkı sağlayan bu konseptin yararları saymakla bitmez.

Ancak bunun doğru yönergeler eşliğinde yapılması gerektiğini de aklımızdan çıkarmayalım.

Bkz: Kardiyo antrenmanları

Sedanter bir yaşam tarzı günümüzün en popüler problemleri arasında olsa da, çözümü için ataletten bir nebze soyutlanmak bu yolda atılabilecek en büyük adım. Özellikle şeker hastalığı gibi sistemik problemlerimiz mevcutsa, hayatımızı düzene sokmanın vakti geldi, geçiyor.

Şeker tüketimi riskli!

Çayınıza, kahvenize bakmadan şeker atanlardansanız size kötü haberlerimiz var. Şeker tüketiminin bilimsel normlarda çoğu zaman bir avantajı yok. Kişisel imtiyazın ötesine geçemeyen şeker tüketimi, birçok sağlık probleminin de habercisi.

Birçok insan 3-4 kaşık şekerle sistemi regüle etmeyi, keyfinden ödün vermemeyi kabul görebilir bir yaklaşım gibi yorumlasa da, aslında birçok sağlık problemi için davetiye yaratmaktan öteye gitmeyen bir alışkanlığın da sahibi.

Yapılan bir araştırma şeker tüketiminin tip 2 diyabet, kanser ve kalp problemleri ile ilişkili olduğunu gözler önüne sermiş.

Yumurta tüketimini ihmal etmeyin!

Yumurta besin değerleri incelendiğinde oldukça kompleks, oldukça verimli bir tablo karşımıza çıkıyor. Bugün yumurta tüketimi gerçekleştirmeyen veya sevmeyen kimselerin büyük bir nimetten faydalanamadığı aşikar.

İçerdiği aminoasitler ile yumurta çok başarılı bir protein kaynağı. Her ne kadar hakkında kolesterolü yükselttiğine dair söylemler olsa da, bu bir mit olmanın ötesine geçemiyor. Herhangi bir bilimsel dayanağı da mevcut değil. Hali hazırda birçok yayın, yumurtanın kolesterol seviyesine tesir etmediğini gösteriyor.

Bir başka araştırmada ise 263 bin kişilik örneklemde, yumurtanın kalp krizi ile olan etkinliği incelendiğinde, hakkında söylenen olumsuz söylemlerden biri olan kalp problemlerine davetiye çıkardığı yönündeki iddianın da gerçeklik taşımadığı görülmüş. Yumurta tüketimi de sağlıklı yaşam önerileri arasında kuvvetli bir yer edinmiş durumda.