parkinson

Parkinson Gölgesinde Bir Hayat…

Medyanın bize yansıttığı bir çok amansız hastalık, hasta kız sabırlı genç erkek.. ya da tam tersi. hastalığı ilişkisinden gizleyen bireyler. Hastalığı örnelinince terkedileceğini düşündüren sabit senaryolar vs.. Hepimizin aslında parkinson değince titreyen yaşlı eller hafızamızda canlanır. Peki o kadar da kolay mıdır?  bu hastalıkla yaşamak..

Parkinson’u Tanıyalım..

Parkinson nörolojik sistemin karmaşık hareketleri düzenleyen dopamin maddesinin azalmasından kaynaklı ilerleyici bir hastalık. Parkinson’un ilk adının, James Parkinson tarafından “titrek felç” konmasından da anlaşılacağı gibi, en bilinen özelliği titreme olsa da, hastalık genellikle hareketlerde donma veya yavaşlama belirtileri de gösterebiliyor. İlerledikçe, yüzde mimiklerin azalması, donuk ifadeler, kısa kısa ve bazen yere çivilenip bir türlü atılamayan adımlar, yürürken kol salınımlarının olmaması, konuşma bozuklukları gibi belirtiler görülebiliyor Parkinson’da.

Esas Problem Dopamin Sentezi

Dopamin karmaşık hareketlerin düzenlenmesinde sinir iletimini sağlayan bir transfer enzimi aslında yani, örneğin siz koşarken dizinizin ne kadar katlanacağı topuğunuzun hangi açıyla yere temas edeceği, gövde salınımınız, el ve göz koordinasyonunuz, dengeniz hepsinin hızlıca iletimi ve vücudunuzun buna vereceği en uygun cevabın oluşmasını sağlayan merkezin benzini DOPAMİN. Bir şekilde bu benzin azalmaya başlıyor ve bu sistem bozuluyor.. Hareketlerde yavaşlamalar, karmaşık hareketleri planlama yeteneğinde kayıp, denge ve gövde salınımlarında azalmalar ve tabiki günün sonunda kaskatı bir beden karşımıza çıkıyor. Başınızı çevirip sağınıza solunuza bakamayacak ve tüm gövdenizle yavaş yavaş döndüğünüzü ve bu şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığınızı düşünün.. başa çıkmak zor ama imkansızmı hayır. Semptomları azaltmak için dışarden takviye olarak Dopamin alımı belirli dönemlerde yapılıyor ve tabiki dışardan vucuda hazır verilen enzimlerin sürekli dozu artırılmak zorunda bu da beraberinde yan etkileri getiriyor. Titreyen eller böylece karşımıza çıkıyor.

Gözden kaçırma  Boyun tutulması ne iyi gelir?

Fizyoterapist’in Rolü

Hareket etkileniyorsa tedavi de biz Fizyoterapistlerin rolü büyük. Nörolojik olarak dopamin sentezinde azalmalar olsada bulgular hareketlerin kısıtlanması yönünde bu nedenle hareketi artırmak, dengeyi geliştirmek, varolan durumu korumak için biz fizyoterapistlere çok iş düşüyor. Tabi ki uygun egzersiz programının verilmesinde  Parkinson hastalarının ilaç kullanımları son derece önemli.  Dışardan depomin alımı en büyük belirteç. Parkinsonlu birey eğer dopaminini almış ise bizler bu döneme ‘On Dönem‘ ilacın etkisinin azaldığı döneme ise ‘Off Dönem‘ diyoruz ve tabiki On Dönemde vereceğimiz egzersiz programı daha aktif daha geniş hareketleri kapsıyor. Off Dönem de ise var olan durumu korumak için egzersizler ve daha çok solunum egzersizleri ön planda. çünkü akciğer hareketleride azalıyor ve gögüs kafesi yeterince genişleyemiyor. Bazı araştırmalara göre DANS etmek, Parkinson hastalarına iyi geliyor. Cünkü denge ve koordinasyonda aynı anda çalışıyor.

Ne Olursa Olsun, Yaşamaya Mecbursun!

Hepimizde böyle aslında bir hastalığa sahip olduğumuzu öğrendiğimizde ilk serzenişt “Neden Ben ?” diyoruz. Hemen doktorumuzun ne dediğini umursamadan internet üzerinde araştırmalarla sonumuzun iyi olmayacağını düşünüp anı yaşamayı reddediyoruz ! halbuki hastalığı tanımak onunla nasıl başa çıkacağımızı öğrenip ömür boyu onunla yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bu durum bizi anı yaşamaktan alı koymamalı!

‘Gölgeler düşse de üzerine hayat bu, güneşini sakın söndürme’