Bir insanı hayata bağlayan nedir diye sorulsa bir fizyoterapist olarak hiç şüphesiz kasları ilk sırada sayardım. Bunun gerekçelerini saatlerce ifade edebilirim sanırım. Çünkü insanın yeryüzünün en kusursuz iradesi olan gravity force‘a karşı koyabilmesini mümkün kılan yapıdır; kaslar! Kas yırtığı tedavisi de bu konuda özenle işlenmesi gereken bir hadisedir. Şans eseri tedavi edilmesi, ameliyat sonrasında “kendi başına” iyileşmesinin mümkün kılınması teknik olarak olanaksız olduğu gibi, aynı zamanda mantıken de imkansıza yakındır. 

Kas yırtığı tedavisi birçok yaralanma mekanizmasına göre farklı bileşenleri bünyesinde ihtiva eder. İşte tam da bu sebepten karmakarışık bir alt yapıya sahiptir. Her kasın, üstlendiği fonksiyonu idame edebilme yetileri, günlük yaşamda hobileri veya zorunlu aktiviteleri göz önünde bulundurularak başkalaşır. Bu zaten tedavinin karmaşıklaşmasının başındaki yegane sebeptir. Aslında birçok sağlık probleminde bu algoritmanın var olduğunu söyleyebilmek mümkün olsa da kas yırtığı aşamasında olayın daha dinamik bir tabana indirgendiğini görmezden gelmemek gerekir. 

Aslında kaslarınız, beyninizin en çok ilgilendiği alanlardan biri olabilir. Çevresel uyumlanması yüksek, birçok reseptörden sinyal toplayan bu yapının, büyük bir emekle performans açığa çıkarmadığını söylemek küstahlık olmaz mı? Olur dediğinizi duyar gibiyim, kas yırtığı ve tedavisi konusunda detaylı bir sorgulama sürecine geçmeden, kasların çalışma pratiğini özümsemek daha sağlıklı olacaktır. Çünkü kas yırtığı tedavisi sırasında birçok hatalı basamak cesurca kullanılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, her tedavi dozajı aşıldığında “zarar veren bir mekanizmaya” dönüşebilir.

Kaslar nasıl yırtılır?

Kaslar aslında yırtılmamak için tüm fiziki yeterliliklerini ortaya koyarlar. Kaslar reseptörleriyle aldıkları bilgileri, zaman mekan kurgusu içerisinde fiziki eyleme dönüştürme konusunda oldukça arzuludur. Ancak bazı durumlar, “yanıt verebilme” yetisini sorgulamamıza sebebiyet verebileceği gibi, böyle bir şansın var olmasının önünde bir engel bile olabilir.

Kaslar normal şartlarda, sağlıklı bir dokuda, belirli ölçülerde uzayarak kasılabilme yeteneğine sahiptir. Buna eccentric contraction denir ki bu ifade spor salonlarında “negatif” tabirine denk düşer. Aslında bu aşamanın varlığı, yegane bir amaç üzerine şekillenir. Hareketi yavaşlatarak sonlandırmak veya “stabilizasyonun” sağlanabilmesini mümkün kılabilmek. Örneğin yürüyüş safhasında hamstring uzayarak kasılarak, topuk vuruşu öncesinde ekstremitenin (havadaki bacağınızın) yavaşlamasını sağlar. Bu ilk başta basit bir tabir gibi görülse de, uzayabilmenin yetisini, zamanlama ve doğru açısal değerde doğru kuvveti açığa çıkarabilmek gibi çok spesifik uzmanlıkları da gerektirir. İşte kasların bu kadar dinamik olmasının ve birçok parametrede dinamik üstlenici olmasının arkasındaki gizem de buradan kaynaklanır.

Bir hareket ihtiva ederken, kaslar hareketin enerjisini sönümleyebilmek veya orantılı forma indirgeyebilmek adına boyunun 3’te 1’i kadar uzayabilmektedir. Ancak bu sınır dahi kontrollü açıklıklarda ve doğru kuvvet aralığında olmalıdır. Örneğin topa vurmak sırasında bir temasla karşılaşan sporcuyla, yürürken talihsizce bir blokajla karşılaşan iki kişi arasında “orantısız” bir kuvvet aralığı vardır. Topa vurmaya hazırlanan futbolcu, yüklemenin akabinde bir blokajla karşılaştığından, kasın açığa çıkardığı enerji sönümlenecek sabit noktayı kemik doku, tendon ve entezis denilen tendon ile kemik bileşkesinde bulur. Bu oldukça sakıncalıdır. Ancak bilinen en temel fizik yasalarından biri olan, enerjinin asla yok olamayacağı gerçeği, bu beklenmeyen hamlenin bir bilançosunun olmasını zorunlu kılar.

Her kas yırtığı aynı mıdır?

Her kas yırtığının aynı olmaması, yukarıdaki örnekle net bir şekilde anlaşılsa da, aslında olaya biraz daha bilimsel yaklaşmak gerekebilir. Kas yırtığı tedavisi için en önemli anahtar noktalardan biri, kas yırtığının derecesidir. Her yırtık aynı büyüklükte, aynı yerleşimde veya aynı düzlemde olmaz. Bu insanın da fizik kanunlarından bağımsız olarak irdelenemeyeceğini tekrardan aklımıza getirse de, daha önemli bir olguyu hatırlatır. Bu kinetik enerjinin nasıl sönümlendiği?

Kas yırtığı dereceleri üç temel sınıfta toparlanır. Grade 1, Grade 2 ve Grade 3 olmak üzere. Aslında bu temel sınıflama, çok basit bir metodoloji de sunar. Grade 1 kas yırtığı kassal bileşende aktif sınırın zorlandığı, ancak “sinirsel bileşende” -istersen abartmayalım- yanıtının oluşturulduğu evredir. Etkileri geçicidir, herhangi bir morluk, hareket kısıtlılığı gözlemlenmez. Burada yırtık kavramı mikro düzeydedir ve bu fonksiyonellik anlamında bir dezavantaj barındırmaz. En azından uzun vadede. Ancak grade 2 kas yırtığı, biraz daha sinsi ve dikkatli olunması gereken bir formdadır. Çünkü bu yırtık, bir üst forma dönmeye yatkındır ve kas “kısmi” olarak yırtılmıştır. Morluk vardır, hareket sırasında ağrı olsa da, hareket devam ettirilebilir. Grade 3 kas yırtığı ise diğer iki yırtıktan bağımsız ve farklı bir tabandadır. Çünkü kas artık görevini ihtiva edebileceği sabit nokta bileşenlerinden birini kaybetmiştir. Yani bir cerrahi müdahale gerçekleşene kadar “kas” değildir. Kasılamaz, hareket açığa çıkaramaz ve kuvvetli bir morlukla belirti verir.

Gözden kaçırma  CRP yüksekliği nedir? CRP yüksekliğinin nedenleri

Bu detaylandırmadan sonra şunu öngörebiliyoruz. Her kas yırtığı aynı değildir ve aynı ölçütlerle tedavi edilemez. Üstelik oluşum mekanizması da göz önünde bulundurulduğunda tablo daha karmaşık bir hal alabilir. Özellikle yüksek kuvvetle oluşan kas yırtıkları sadece kassal planda değil, kasın yapıştığı kemikte de tahribata sebebiyet verebilir.

Kas yırtığı oluşumunu artıran sebepler nelerdir?

Kas yırtığı oluşumunu artıran birçok sebep olabilir. Ancak bunlardan en yaygını, yırtık oluşması muhtemelen bir yerde farklı veya aynı etyolojiye bağlı bir rahatsızlığın olmasıdır. Çünkü bu bölgede dolaşım olabildiğince zayıflamış, dolayısıyla harekete karşılık verebilecek dolaşım paternine sahip değildir. Bunun yanı sıra kullanılan ilaçların kas-iskelet sistemi için etkinliğini iyi bilmek gerekir. Yine mekanizması itibariyle sağlıklı dolaşımı ve kollajen desteğinde “istenilen katkıyı” sağlayamayabilir. Yapılan çalışmalar az önce bahsettiğimiz iki seçeneğe ilave olarak fazla kilo varlığının da kas yırtığı oluşması açısından uygun şartı temsil ettiğini göstermektedir. Zira fazla kilo almak demek, eklemsel planda yoğun bir kuvvet artışı demektir ki bu ani bir harekette kassal bileşende taşınamayacak kuvvetlerin açığa çıkmasına vesile olabilir.

Kas yırtığı nasıl anlaşılır?

Kas yırtığını anlamak ilk bakışta mümkün olmayabilir. Özellikle grade 3 gibi çok belirgin değilse. Çünkü grade 3 zaten yapısı itibariyle şüphe etmeden doktora gitmenize vesile olacak boyutta büyük bir travma içerir. Ancak yine de diğer gruptaki kas yırtıkları için belirtiler aşağıda belirtilmiştir.

  • Kuvvetli ve istikrarlı bir ağrı
  • Yorgunluk
  • Hareket açıklığında önemli ölçüde kısıtlanma
  • Şişlik (ödem)
  • Ekimoz (morluk) veya doğal olmayan renk değişimi
  • Kas krampları
  • Kas zayıflıkları
  • Hareket sırasında ani başlangıçlı ağrı ve hareketin kısıtlanması
  • Kas içinde bir düğüm olduğuna dair inanış, hissiyat

Kas yırtığı tedavisi nasıl olur?

Kas yırtığı tedavisi bahsedildiği üzere yaralanma mekanizması ve grade’i düşünülerek yürütülür. Ancak ilk yaralanma anından itibaren bir doktora gözükebilecek fırsatınız yoksa veya travmanın büyük olmayışını yarattığı inanışla birkaç gün gözlemlemek istiyorsanız yapmanız gereken mevcut.

Bu tarz zorlanma basamaklarında bile olsa kullanmamız gereken bir formül vardır.

Rest – Ice – Compression – Elevation

Kısacası dinlendir, soğuk uygula, komprese et, kalp seviyesinden yukarı kaldır. Soğuk uygulama maksimum 12-15 dakika aralığında olmalı ve 1-2 saatte bir muhakkak tekrarlanmalıdır. Elevasyon olarak bilinen kalp seviyesinden yükseltme ise “kanın geri dönüşünü” kolaylaştırabilmek için manuel bir yöntem paternidir. Çünkü bölgesel bir “hareketsizlik” hali mevcuttur ve haliyle dinlenirken bu dönüşün sağlanarak ödemin büyümesinin veya dolaşımsal zeminde sıkıntılar yaşanmasının önüne geçilir. Dört basamaklı bu eylem planı, ödemi ve yaratabileceği etkinliği kontrol altına alır. Tabii ki, bu etap sadece bir geçiş aşamasıdır.

Bir kas yırtığı ile beraber ameliyat olup, olmayacağı ise pek tabi uzman doktorun kararı ile kesinleşir. Ancak örneğin grade 3 olarak bilinen kuvvetli ve kasın bütünsel formunun bozulduğu yırtıklarda hiç şüphesiz ameliyat seçeneği değerlendirilmektedir. Sadece grade 2 olarak bilinen kısmi yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak “hareketi kısıtlayarak, koruma altına alarak” istirahatle tekrar bütünlüğün oluşması hedeflenebiliyor. Burada ameliyat değil, istirahat ile onarım hedefleniyor. Ancak hiç şüphesiz bu deneyim beraberinde riskleri de barındırıyor. Burada uzman doktorunuzun tavsiyelerini kulak arkası edip, hareketliliğinize kaldığınız yerden devam eder, hatta bazı vakalarda olduğu gibi sportif faaliyetlere yönelmek gibi “amatör” yöntemlere başvurursanız, kısmi yırtığınız total bir yırtığa dönüşebilir.

Kas yırtığı tedavisi için şunu net bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu talihsiz yolculukta dikkat etmeniz gerekenler olacak. Bu aşamada ameliyat hiçbir zaman tek çözüm mekanizması değildir. Çünkü kası bütün bileşeniyle kopardığınız grade 3’ü düşündüğümüzde, kasın kuvveti de önemli ölçüde kaybolur. Bu da rehabilitasyon sürecinin varlığı için esas bir etkendir. Aynı zamanda özellikle nispeten hareketli bir yaşama sahipseniz ister istemez kasınızın çoklu hareket paternlerine duyarlı olması ve uyumlu biçimde çalışabilmesi gerekir. Bu biraz ince ayarlama aşamasıdır ve kaba tabirle kuvvet kazanıldıktan sonra duyusal ve motor eğitim de verilmesi gerekir. Bu büyük ihtimalle ameliyat olsanız da, olmasanız da karşılaşacağınız bir klinik tablodur. Sadece grade 1’de elastik sınırın sonları zorlanıp, kas bütünlüğünü kaybetmediğinden bir rehabilitasyonel döngüye ihtiyaç duyulmaz. Sizin tedavinizi yürüten doktorunuz, rehabilitasyona gereksiniminiz olup, olmadığını da size aktaracaktır.