belde ağrı

Belde ağrı çoğu zaman hastaya anlatmakta güçlük çektiğimiz bir problemler bütünü. Hasta çok oturmanın, çok ayakta durmanın, tekrarlı şekilde ağırlık kaldırmanın bel ağrısına nasıl sebebiyet verebileceğini anlamakta güçlük çekebiliyor. Burada bir iletişim kopukluğu olduğu su götürmez bir gerçek.

Kapıda duran araba ve statik yüklenme

Statik yüklenmenin, deformasyonel bir eğri yarattığını Alman anatomist Wolff tarafından 1900’lü yıllarda işitmiştik. Bunun fizyolojik yansımaları bugün net bir şekilde tarifleyebileceğimiz bir kurguya erişmiş pozisyonda.

Wolff kanunu aslında kesikli yüklenmelerin hipertrofiyi, statik ve sürekli yüklenmelerin de atrofiyi uyardığını öngördüğünde takvimler 20. yy’ı gösteriyordu.

Bu bağlamda belde ağrı semptomlarının kaynağı da bu konsepte indirgenebilir. Bunun için de muhtemelen her mahallede terk edilmiş vaziyette bekleyen ve çürüyen bir araba örneğini özümsememiz yeterli.

Belde ağrı statik yüklenmenin bir kusuru

Belde ağrı tanımlaması için statik yüklenmeyi topyekün suçlamak, konforsuz ve dayanaksız bir argüman olabilir. Ancak işin hakikati pek de öyle değil. Çünkü belde ağrı, genellikle masa başı çalışan meslek erbaplarının bir sorunudur.

Diş hekimleri, mühendisler, bankacılar, yazılım geliştiricileri, kitap yazarları, şairler ve sayılamayacak birçok meslek grubu belde ağrı şikayetiyle kliniklerin kapısını çalıyor. Ancak burada çok temel bir unsur var. Statik pozisyon.

İnsan doğası gereği hareket etmek, yer değiştirmek veya aktif kalabilmek için kurgulanmıştır. Yaradılışı da bu minvalde optimize ve çözümcül bir tabanda işlenmiştir. Endüstriyel gelişimler, fiziki işgücündeki değişimin bu süreçte etken olduğunu öngörmek oldukça olası.

National Institues of Health istatistikleri ve çeşitli ülkelerin toplumsal sağlık veritabanları oluşturan kuruluşlarına ait istatistikler özellikle 1990 yılından itibaren problemlerin görülme sıklığının oldukça yüksek bir şekilde arttığını gösteriyor.

Bu istatistik ilk etapta bizlere anlamlı gelmeyebilir ancak bu yıla dikkat çekilmesi ve belki de istatistiklerin bu derece korkunç boyutlarda yükselişe geçmesinin asli sorumluları bizim mekanizmayı anlamamız konusunda öncül olabilir.

Bilindiği üzere tarihin her çağında, belirli hastalıklar anlamlı şekilde artış göstererek, toplumun büyük bir kısmını etkileyecek boyutlara erişir. Bunun yegane suçlusu, değişen dinamikler ve tarihsel çalışma pratiğinin yeniden kurgulanmasıdır. İşte tam da burada endüstriyel üretim çağının gereklilikleri ve bilgisayarların artık günümüzün büyük çoğunluğunda ve birçok iş kolunda aktif rol üstlenmesinin mekanikleri sorgulanmalıdır.

Yaşayış şekillerimiz, beslenme rutinlerimiz ve iş hayatımız hiç kuşkusuz kişiliğimiz gibi omugamızı da şekillendiriyor. Ama nasıl?

Araba ve belde ağrı? Nasıl bir korelasyon var?

Sokakta duran arabanın bel ağrısını tanımlamak konusunda oldukça yetenekli olduğunu öne sürsek, birçoğunuz için bu iddia anlamsız bir bakışı belirginleştirecektir.

Şöyle ki, kapınızın önünde 12-13 yıldır yatan bir araba düşünün. Hareket etmiyor, herhangi bir kaza geçmişi yok. Olduğu yerde var gücüyle tozlanmış ve hareketsizliği ile beraber mekanik aksamı tam anlamıyla devre dışı. Bu aracı 12 yıl sonra çalıştırdığınızda, yürüyen aksamının pek de hoş yansımalar vermeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Gözden kaçırma  Nefes alırken batma neden olur? (Batma nasıl geçer?)

Peki, bu aracı yürüyen, faal bir halden kullanılmaz hale getiren mekanizma nedir?

Şüphesiz statik, tekrarlı ve süregelen yüklenme. Yerçekimi, bu araç hareket etmese de, her gün aynı açıda, değişken bileşenlerde araç üzerinde bir baskı oluşturur. Oluşturulan bu baskı, zamanla, belki de kullanılan malzeme kalitesi nedeniyle tolere edilebilir. Ancak işleyiş bir süre sonra geometrik artışla seyreden bir deformasyona yönlendirir.

İnsan vücudu da bu kurgudan farklı değil. Oturma şekliniz, görsel imajınız da gözetilirse her zaman birbirini taklit eder. Baskıyı azaltmak ve bir nebze rahatlamak adına yaptığınız adaptif değişimler gözardı edilirse durum her gün aynı kurgusal zeminde tekrar edilir. İşte burada statik yüklenmenin yansımalarını görmek olası.

Günlük 8-10 saat arasında bu şekilde oturduğunuzu, ayakta durduğunuzu varsayın. Özellikle her oturma sürenizin minimalde 2 saatlik bir zaman dilimine denk düştüğünü de hesaplarınıza dahil edin. Peki, 2 saatlik bu kassal aktivite nasıl bir fizyoloji ile benimsenebilir?

Biz yanıtlayalım, destekleyemez. O halde bu yerçekimine karşı deneyimi ne devam ettirecek? Kuşkusuz dinamik bileşenler, yerini mekanik bileşenlere (kemik dokusu, bağ doku) bırakacak. O halde bu şekilde kassal bir desteği bulunmayan veya zaman dilimleri içerisinde azalan bu duruş paterni, bir deformasyon eğrisi başlatmak için ideal bir zemin değil midir?

Bkz: Ofis çalışanlarında bel ağrısı

Fazla kilo bel ağrısı yapar mı?

Yapar mı, yapmaz mı? Bu sorunun yanıtı edineceğiniz bilgiler ışığında sizde. Bu yazıda obezitenin bir öncül olmadığını, aslında durumu kötüleştiren bir basamak olduğunu açıkça anlatabilecek bir yol haritası oluşturduğumuzu düşünüyoruz.

Şöyle ki, obez olmanız ile bel ağrısı arasındaki korelasyon bu statik eğriden veya uzun süreli deneyimlenmeye çalışılan hareket döngüsünden yüksek oranda nasibini alır. Bu ikili ilişkide, etkiyen deformasyonel kuvvetin obezite ile beraber artacağına ve obezite ile beraber gelişen kuvvetin kaslar tarafından daha kısa sürede yorgunluk açığa çıkaracağından şüphemiz yok.

Dolayısıyla obezite mantık ve pratik olarak sizin için hazırda bekleyen sonu hızlandırmak için önemli bir etken olabilir. Evet, belki tek bir unsur değil ancak obezite ile beraber edindiğiniz fazla kiloları mevcut kas kuvvetiniz taşımak zorunda. Bu hangi açıdan bakarsanız bakın kusurlu bir deneyim.

Ofis çalışanlarında bel ağrısını engellemenin yolu, statiklikten kurtulma!

30 dakikadan fazla oturma, 30 dakikadan fazla da ayakta kalma. Aslında kapının önünde çürümeye bırakılmış gibi araba olma. Her şeyden önemli statik olma!

Dinamizm, kaslara gevşeme ve kasılma komutlarının doğru sıralama ile bilakis tam koordinasyonlu şekilde iletilmesini mümkün kılar. 30 dakikalık bir koşudan sonra hüküm geçiremediğiniz bacaklarınız, 3 saattir oturmanızdan sonra aktive olabilecek midir? Bu insanın yaradılış mantığına aykırı.

O yüzden ofis çalışanlarına yönelik hazırladığımız dökümanda detaylıca bahsettiğimiz gibi sürekli olarak doğru pozisyon mantığıyla açınızı, hareket bileşenlerinizi ve yerçekimine karşı koyma şeklinizi değiştirin. Aksi takdirde statik eğri, sizi de deformasyon çemberi içine itecektir.