Yoğun fiziksel egzersizler veya egzersize yeni başlamış bireyler için hiç şüphesiz hamlık ağrısı olarak bilinen bir hadiseyle karşı karşıya kalır. Bu çoğu zaman verilen eforun tatminkarlığı için ölçüttür. Oysa ki, hamlık ağrısı hakkında bildiklerimiz aslında sebebiyet veren unsurların ve kazanım yönünde sonuçlara katkısının sanıldığı yönde olmadığını göstermektedir.


Meyerhoff'a Nobel dahil birçok ödülün kapısını açan deney bir kurbağanın iki eş parçaya bölünerek elektrik akımı vasıtasıyla kasılmalarının kontrol edilmesi üzerine kuruluydu. İki taraf arasındaki farklılıkları gözlemleyen Meyerhoff, egzersiz dünyası için çokça merak edilen bir sorunun çözümünü bulmak üzereydi

Bir tarafta akım verilen kurbağanın zaman içerisinde kasılmalarının azalması egzersiz dünyasına ve insan fizyolojisini anlamak açısından önemli bir basamak teşkil ediyordu. Birkaç kasılmanın ardından akıma yanıt vermeyen veya çok eser miktarda yanıt verebilen taraf, Meyerhoff'un laktik asit konsantrasyonunu yüksek bulmasıyla anlamlandırılmıştı.

Meyerhoff tarafından 1922’de dillendirilen bu teorem, yoğun fiziki efor sonrasında gerçekleşen “hamlık ağrısı” oluşumunun doğrudan laktik asitle alakalı olduğunu içeriyordu. 
Gerçek çok şükür öyle değil. Son zamanlarda yapılan çalışmalar laktik asit söyleminden ziyade inflamasyon üzerine odaklanmaktadır. Hamlık ağrısı hususunda şüpheli unsurlardan birisi hiç şüphesiz orada meydana gelen “doğal olmayan süreçler”

Kasılmaların bir süre sonra azaldığına tanık olan Meyerhoff bu sürecin nedenlerini araştırırken çözeltide bol miktarda laktik asit bulunduğunu gözlemlemişti. Daha sonrasında ise egzersiz dünyasında çok ciddi bir sansasyon yaratacak tabiri kullandı. Daha sonrasında “Lactate acid is evil” formasyonuna erişen tabir, Meyerhoff tarafından laktik asitin hamlık ağrısını ve yorgunluğu oluşturduğuna dair inanışların elinde uzun bir süre boyunca kanıt niteliği taşıdı. İlk etapta kusursuz olarak değerlendirilebilecek bu yaklaşım uzun yıllar sonra eleştirildiğinde ise Meyerhoff  hayatına çoktan veda etmişti. 


LAKTİK ASİT TEOREMİ KAÇ YIL HÜKÜM SÜRDÜ?

Meyerhoff bu teoremi açıklığa kavuşturduğunda uzun yıllar boyunca genel-geçer bir kuram olarak yerini almıştı. Üzerine ilk çalışmalar ve karşıt görüşler California University'den George Brooks tarafından yapıldı. 1970'lerde George Brooks, Meyerhoff tarafından yapılan bu deneysel çalışmanın bilimsel açıdan yanlışlar içerdiğini belirterek uzun süre boyunca yorum yapılmayan bir konuyu tekrar alevlendirmişti.

George Brooks deneyde kullanılan kurbağanın iki eş parçaya ayrılmasından mütevellit, kurbağanın ölü olduğunu ve kasılmaların belli bir periyot sonrasında azalmasının aslında dolaşım eksikliğine bağlı geliştiğini öngördü. 

Meyerhoff’un çalışmasına eleştirel bir bakış getirdikten sonra Delayed Onset Muscle Soreness ile ilgili çalışmalarında güçlü bir laktik asit konsantrasyonuna rastlayamadığını da dile getirdi. 

Laktik asit üzerine George Brooks tarafından yakılan meşale, Meyerhoff’un kanıtsal çalışmalarının üzerine yeni mihenk taşları konulmasına vesile olmakla beraber, laktik asitin bir şeytan olup, olmadığının sorgulanması konusunda da ilham verici sonuçlar doğurdu.

Bu konuda Robert Killian antrenmanlarında DOMS (Hamlık Ağrısı) uyandıracak ve oluşturacak aktivitelere yer verdi. Özellikle down-hill olarak bilinen yokuş aşağı koşularda, hamstring adını verdiğimiz kasın uzayarak kasıldığı aktivitelere sıkça başvuran Robert Killian, yaptığı tetkiklerde sporcuların birkaç saat sonrasındaki deneyimlerini not etti. Şaşırılmayacak şekilde, birçok sporcu hamlık ağrısı tanımlıyordu ve bu ağrının kaynağı testler sonrasında ne yazık ki yine laktik asit değildi!


laktik asit yorgunluk oluşturmuyorsa, bunu yapan kim?

Çoğu zaman bir suçlu aramak, insan psikolojisinin en yegane duygularından ve kararlarından biridir. Laktik asit birikiminin bilimsel olarak sorgulandığı dönemlerde, yeni bir soru akıllara geldi.
Laktik asit bu işte suçlu değilse, kim suçlu?

Aslında soru gayet masum bir formatta karşımızda belirse de, çözümü sorunun kendisi kadar yalın ve masum değil. Süreç ve recovery (geri toplanma) gibi parametreler göz önünde bulundurulduğunda inflamatuar (yara iyileşmesi) sürecine tesir eden bir alt yapının olduğuna dair güçlü argümanlar son zamanlarda bir hayli popüler.

Hamlık ağrısı yeni görüşe göre büyük çoğunlukla vücuttaki yaralanmalardan çok da farklı bir perspektife sahip değil. Sadece bu yaralanma eksternal (dış kaynaklı) değil, internal yani vücudunuzun içinde!

Ancak tüm bunlar bir yana dursun, halen kesin suçlunun tespiti mümkün olmadığı gibi karmaşıklığı ile her alanda bizleri büyüleyen vücudumuzun bu konuda da çok geniş bir detay sürecine vakıf olduğunu görmek hiç de şaşırtıcı olmadı.


Hamlık ağrısı kaç gün sürer?

Hamlık ağrısı yara iyileşmesi olarak değerlendiriliyorsa bu hiç şüphesiz şans eseri değil. Egzersiz periyodunu takriben 48 ile 72 saatlik bir geri toparlanma sürecinin olması bu görüşün en kuvvetli kaynaklarından.


Hamlık ağrısı nasıl geçer?

Hamlık ağrısının geçmesi veyahut hafiflemesi için bazı uygulama teknikleri olsa da, bilimsel planda tahmin edilen 48 ile 72 saatlik sürecin ortadan kalkması yönünde kanıtsal bir çalışma mevcut değil. Sporcular tarafından tercih edilen soğuk uygulamalar ve ekstra soğuk duş kabinlerinde birkaç saniyelik toparlanma faaliyetleri, sanıldığının aksine çoğu zaman hamlık ağrısı için uygulanan yöntemler değildir.
Yine üzgün olarak belirtmemiz gerekmektedir ki, hamlık ağrısının tahmin edilen süreçlerden önce sonlanmasını sağlayan herhangi bir uygulama yöntemi bulunmamaktadır.


Hamlık ağrısı kas gelişimi için gerekli mi?

Hamlık ağrısının kas gelişimi için gerekli olduğuna inanan zümrenin varlığı hiç şüphesiz Jane Fonda tarafından dile getirilen “No pain, no gain” tabirini sportif faaliyetlerinde motto olarak benimsemiş olanlardır.
Bu hiç şüphesiz yanlış bir bakış açısı değildir ancak her ağrı çoğu zaman kazanım değildir. Kas gelişimi de bu konuda önemli detaylardan biridir. Hamlık ağrısı oluşturmanın kas gelişimine olumlu katkı sağladığına dair hiçbir kanıtsal çalışma bulunmamaktadır.

Brooks, G.A. (2009). “Cell-cell and intracellular lactate shuttles”. The Journal of Physiology. 587: 5591–5600. doi:10.1113/jphysiol.2009.178350
Debunking a misconceptions about lactic acid, tired and recovery – Dr. Michael J.Joyner (Rochester, Minesota)