Doğru postür veya doğru duruş nasıl olmalı sorusu sıkça sorgulanan ve profesyoneller tarafından bir hayli fazla şekilde dile getirilen bir unsur. Sürekli olarak postüral duruş eleştirilir ve bu duruşun yaratabileceği handikaplar gözler önüne serilir. Hal böyleyken, postürün ne olduğu veya ne olmadığı çoğu zaman merak konusudur. Bir bel veya boyun ağrısı olduğunda “duruşunu düzeltmen gerek, aksi takdirde bu süregelen durum çok canını sıkacak” söylemlerini problemle yüzleşen bir çok kişi sıkça duymuştur. Ancak bu söylemde anlatılmayan veya atlanan detay nedir?

Postür nedir?

Postürün ne olduğunu anlamak biraz güç gibi görünse de, tanımda yapılacak ufak çaplı değişiklikler postürün irdelenmesi konusunda ümit verici olabilir. Postür her şeyin aksine “anlatıldığı” gibi tek tip değildir, olamaz da!
Çünkü postür aslında insanoğlunun “yerçekimine karşı” koyma deneyimidir. Peki, bu tam olarak ne anlama gelmektedir.
Her gün masabaşında çalışan bireyle, ayakta yük taşıyan bir bireyin postürünün aynı olması tanım gereği doğru mudur? İşte burada işler ve bakış açımız tam anlamıyla değişiyor. Birçok kişiye aykırı gelse de, mühendisle, hemşirenin veya hemşire ile pilotun postürü aynı değildir, olamaz! Çünkü yerçekimine karşı mücadeleleri aynı oranda veya aynı kuvvetsel bileşende değildir!

Doğru postür nasıl olmalı?

İnsan yeryüzündeki tüm canlılar ile ortak bir hedef gayesinde fiziki olarak farklılaşır. Lokomotor olarak adlandırılan bu deneyim, bir yerden bir yere transfer anlamına da gelebilir. Bunu yaparken en büyük düşmanı ve belki de dostu yerçekimidir. Yerçekimi sürecin en aktif yoldaşıdır.
Birçok kez “Karnını çek, güzel! Sık iyice, güzel! Aynen böyle yürüyeceksin. Bir de omuzlarını biraz geriye düşür!” komutları ile insanları Boston Robotics tarafından üretilmiş Atlas formasyonuna dönüştürmeye gayret edilse de, postür oldukça karmaşık ve dinamik bir etkendir.
Gelin bugün, gün içerisinde neler yaparken nasıl bir fiziki tabloya hakim oluyoruz inceleyelim. Merdiven çıkarken, dışarıda yürüyüş yaparken, televizyon izlerken nasıl bir duruş sergiliyoruz? İşte burada işlerin ne kadar değiştiğini anlayabilirsiniz.
Şundan yana hiçbir şüpheniz olmasın. Dinamik döngü, belki de bizden akıllı olan vücut dinamikleri ile dengelenir. Örneğin sizi dik tutan kaslar yorulduğunda veya hareketi idame edemez hale geldiğinizde, bu yapıya düşen bileşenleri azaltmak adına vücudunuz “bükülür!”. Bu mekanik bir şekilde kassal fonksiyonu indirgemek içindir. Adeta sopa yutan bireyin, 30 dakikalık bir fiziksel aktivite zarfında “küçüldüğünü” gözlemleyebilirsiniz. Aman tanrım! Bu arkadaşı uyarıp, dik duruşu öğütlemeliyiz diyorsanız yapabileceğiniz en iyi iş dinlenmesine müsaade etmek olabilir.
Her şey böylesine an ve mekan gözettikçe değişirken, bir sopanın vücudunuzu dik tutma konusunda nasıl bir istikrar göstereceğini tahmin etmeniz güç değil. Olayı biraz daha değiştirmek gerekirse, karşınızda iki farklı örnek ile gelmek isterim.

ÇILDIRMIŞSIN, DİK DURSANA! OLAMAAAZ!

Az önce gözlemlediğiniz görsel müthiş bir deneyim sunabilir. Bir yokuş çıktığınızı hayal edin. Bu yokuşa çıkma eğilimini de birkaç dakika sürdüreceğinizi göz önünde bulundurun. Kaslarınız buna ne kadar hazır? Veya hayatta kalmaya odaklanmış vücudunuz bunun için programlı mı? Sanmıyorum! Şüphesiz sizin için bazı fedakarlık yapmak zorunda. Şimdi ona dik durmasını öğütlemenin sizce faydası var mı? Şüphesiz yok! Peki, her gün bu rutini yapsak vücudumuz bu duruşu benimsemez mi?

İşte burada postür kavramının aslında biraz daha başka bir tabana erindiğini gözden kaçırmamız gerekiyor. Postürümüz aslında bizim yerçekimine karşı mücadelemizde yol arkadaşımız diyebilir miyiz? Şüphesiz diyebiliriz. Burada ne kadar çok farklı bileşenin olduğunu idrak edebilmemiz adına farklı bir açıdan bakmamız gerekiyor. Özgüveninizin yüksek olduğu anları hatırlayın. Aman Tanrım! Ne kadar da dik duruyor ve kendinizi çevrenize karşı “sağlam” bir pozisyonda konumlandırıyorsunuz. Asaletiniz duruşunuza yansıyor ve 40 yaşında da olsanız, 18 yaşında bir genç gibi duruyorsunuz. Gözler sizde ve bu ilham verici gözler sizi daha da dik durmaya itiyor. Peki, bu “asil duruşunuz” ne kadar doğru?

Gözden kaçırma  Ağrı'nın Önemi

Burada gayet güzel, alımlı bir kadın görsek de bir yandan da gördüğümüz çizmedilirken en güzel duruşunu sergilemek için farkında olmasa da farklı bir karaktere bürünen bir kadın. Muhtemelen ünlü bir ressam tarafından resmedilecek ve bu tarih boyunca anılacak bir portre olacak. Öyleyse asaletli ve yerçekimine karşı başkaldırır bir formda durmak zorunda. Bu bilakis duruşuna da ziyadesiyle yansımış durumda. Hareket ve mimikleri analiz edebilecek bir altyapıya sahip değilim, ancak bu şüphesiz onu asil gösteren içgüdüsel bir tavır. O halde şuan mevcut postürü için “anlık” olarak “doğru postür” diyebilir miyiz? Neden olmasın?

Anlık derken neyi kastediyoruz? Yani postür anlık değişen bir altyapıya mı sahip? Hiç şüphesiz! 

Sizin meşgul olduğunuz işlev, üstünde bulunduğunuz zemin, zeminin eğimi, eğimin yönü ve bilakis birçok parametre duruşunuzu değiştirir. Çünkü siz nasıl duracağınıza değil, yerçekimine karşı durmaya programlanmışsınız. İster farkındalığında olun, ister olmayın. İster hayattan zevk alın, ister almayın. Dik durmak zorunda değilsiniz ama yerçekimine karşı durmak zorundasınız.

Yorgunken postürünüz bozulur!

Bu adam için “işler” sanırım felaketi temsil ediyor. Ancak işin aslı hiç de öyle değil. Bu adam yorgun ve muhtemelen uykulu. Mevcut durumu uzanabilmesini ve rahatça, yerçekimini sıfırlayarak uzanmasını engelliyor. O ve vücudu da muhtemelen yapılacak en doğru şeyi yaparak onu istirahat eder bir pozisyonda, mevcut pozisyonel algısıyla ve uzaysal farkındalığıyla “rahat hissetmeye” odaklanıyor. Bunun için bu yorgun adamı ve postürü sorgulamak sizce ne kadar doğru? Yoksa onu dik durup, uyumayı tercih etmediği için suçlu gözlerle yargılamalı mıyız?

Tüm bunlar ne ifade ediyor?

Postür hiçbir zaman “tek bir düzene” indirgenmez. Beyniniz, fiziki altyapınızla senkronize ve bir o kadar da koordine biçimde yaşama devam etmektedir. Burada süreç, doğru postür kavramından ne anladığımızdır.

Doğru postür, dinamik bir planda, mevcut eklem yapınızı ve kas kuvvetinizi kullanarak, mekanik değil bilakis dinamik varyasyonlarla hareketi idame ettirebilmenizdir. Doğru postür yerçekimine karşı koyma safhasında mekanik düzene binen stresi minimale indirgeyerek, güncel hayatta yaptığınız aktiviteleri gözeterek kaslarınızı doğru fonksiyonlara odaklamaktır.

Ve yine doğru postür, enerji sarfiyatını minimalize edendir. Çünkü bunun yansımaları kalp, akciğer ve birçok visseral (organ) yapısında “erken yorulmaya” sebebiyet verebilir.

Tüm bunlardan anlamamız gereken şudur.

Günlük yaşamda ne yapıyoruz?

Bu aktiviteler sırasında nasıl bir postür kurmalı ve hangi kasları ne oranda ve nasıl kullanmalıyız? Mekanik yüklenmenin önüne geçebilmek adına, dinamik bileşenlerde nasıl bir süreleme ve aktiflik yakalamalıyız? Çünkü bu bilişsel dinamik değişim, süre kavramıyla da yakından ilişkilidir. Bu safhada dikkat etmemiz hiç şüphesiz bir uzman görüşüne danışmaktır.

Kısacası, postür sadece dik dur, nefesini tut kavramından daha öte ve daha dinamiktir. Deneyimleyin, çoğu zaman öyle duramayacaksınız. Bu önerimler de zaten çoğu zaman ifade aşamasında tıkanır kalır. Faaliyete geçildiğinde böyle bir şey ne yazık ki mümkün olamayacaktır.