diz ağrıları

Birçoğumuz için trajik bir deneyim. Yürürken dizin ağrıması, merdiven çıkarken dizin ağrıması veya herhangi bir koşulda deneyimlemek. Aslında diz ağrıları, tek bir kalemde değerlendirilmesi güç bir hadise olsa da, görülme sıklığı göz önünde bulundurulursa, tablonun doğru anlaşılıp, çözüm üretilmesi elzem statüdedir.

Diz ağrıları neden olur?

Dizin bölgesel olarak farklı alanlarında bölgesel ağrılar söz konusu olabilir. Burada ağrının kökenini doğru tespit etmek ve üzerine gitmek bilimsel bir yetkinlik gerektirse de, geneli itibariyle büyük bir yol haritası da sunma vasfına sahiptir.

Dizler aslında vücudumuzda birçok yapının aksine cefakar ve mekanik olarak da önemli aksesuarlarından biridir. Çünkü biraz incelediğimizde dizin aslında yaratılan yüklenmenin doğru transferi ve şekillendirilmesi için aktif rol üstlendiğini görebiliyoruz. Diziniz bükülme derecesiyle doğrudan bağlantılı olarak yüklenmenin özellikle kalça ve bel bölgesinde yoğunlaşmasına veya seyreltilmesine vesile olabilir. Bu açıdan mekanik önemiyle bir kez daha tanıştığımız diz, bu özelliği itibariyle de yaralanmaya açıktır.

Diz ağrıları genelde bir günde başlayan karaktere sahip değildir. Aksine yıllarca yüklenmenin her türlüsüne müdahale edebilme gibi oldukça dirayetli bir alt yapıya sahiptir. Ancak işler bu açıdan değerlendirildiğinde bir nevi farklılaşmaktadır. Çünkü aslında bu yüklenmelerin tolere edilmesi bir takım yapısal anormaliler ile de paralel seyretmektedir.

Diz ağrılarının nedenleri arasında ilk sırada OVERUSE

Geçmişte yaşayanların tecrübeleri her zaman kıymetlidir. Her şeyin fazlası zararlı denilirken de, ne kadar doğru ve radikal bir tanımlama yapıldığını görebiliyoruz. Çünkü günlük yaşamda “zorlanarak” yaptığımız her deneyimin, aslında bir takım feragatlar gerektirdiğini söylemekte fayda var.

Örneğin, siz 45-50 dakika boyunca hiç usanmadan yemek hazırladığınızı varsayalım. Sonlara doğru, ayaklarınızda bir hassasiyet ve uyluk bölgesinde bir kasılma artışı gözlemlersiniz. Ancak vücudumuz öylesine kurgulanmıştır ki, burada toparlayıcı bir şekilde sizleri ayakta tutmaktadır. O halde bu uyarımlar neden yapılıyor ve size aktarılmak istenen bilgi tam olarak nedir?

Aslında ağrının, “vücudunuzun dili” olduğuna dair inanışlar çok da haksız sayılmaz. Ağrı, size vücudun aktarmaya çalıştığı bir tecrübedir. 45-50 dakikalık ayakta kalma seansının akabinde aktarılan teknik hadise ise tam anlamıyla şudur.

Kaslar artık neredeyse devrede değil, çünkü sen onlara gevşeyecek süreyi tanımadın. Ben diz eklemini kullanarak, durumu şimdilik kontrol altına aldım. Ancak dinlenmen gerektiğinin farkında olmalısınız.

Siz bu geri bildirimi dinlemek yerine, tabiri caizse bildiğiniz yolda devam etme gayesi taşıyorsanız vücudunuzun dili biraz sertleşecektir. Çünkü her geçen dakika kasların katılımı azalacağından mekanik yüklenme daha üst boyutlara erişecektir ve beraberinde de diz eklemine kontrolsüz bir yüklenme hediye edilecektir. Dolayısıyla bu tecrübelerin hepsi, birkaç yıl içerisinde oldukça sancılı deneyimlere dönüşecektir.

Kaslarınız, doğadaki hiçbir canlı gibi sürekli veya daimi kasılma mekaniğine veya enerji kaynaklarına sahip değildir. Dolayısıyla bu yapıların da verimliliği özelinde dinlenmeleri gerekir. Ancak bu sadece statik durma anlamında da geçerli değildir.

Vücudumuz, doğada her canlı / cansız materyalin yaptığı gibi yerçekimi ile “mücadele” eder. Mücadele kelimesi konuya doğru şekilde temas etmektedir. Çünkü mücadele safhasında yoğun bir efor ortaya koyar. Bu efor da çoğu zaman hissedilmeyen veya anlaşılmayan bir şekilde arka planda gösterilmektedir. Kas kuvveti olmadan siz yine her yerçekimine karşı hareket ederseniz ancak “nasıl?”

Diz ağrıları sebepleri ile ilgili birçok madde sayılabilse de, işin mekaniğinin anlaşılması ve yüklenmenin boyutunun tespit edilmesi büyük önem arz eder.

Diz ağrıları için “yolun sonu” denilebilir mi?

Diz ağrılarını aslında tanımlamanın netleşmesi açısından travmatik ve travmatik olmayan olmak üzere iki başlıkta değerlendirsek hata etmemiş oluruz. Bir travmanın sebep olmadığı basamağı önce detaylı irdeleyerek, diz ağrıları için “yolun sonu” tabirinin netleştirilmesi gerektiğinin de farkındayız.

Diz ağrıları hiçbir zaman yolun sonu değildir ancak yolu doğru yürümediğinizi göstermek anlamında mühim bir öneme sahiptir. Çünkü burada anlaşılmasının önemli olduğunu düşündüğümüz birkaç parametreden söz etmek durumundayız.

Diz ağrıları için ayakkabı seçimi önemli mi?

Önemli. Bir kere insan da her türlü bir stresi absorbe etmek kaydıyla hareket edebilmektedir. Burada ayakkabının önemi, stresi yumuşatmak veya regüle etmek (düzenlemek), ya da bir başka açısıyla ayağı pozisyonlamak suretiyle dizin sportif branşa uygun stresle yüklenmesini mümkün kılmaktır.

Bkz: Doğru ayakkabı seçimi

Ancak ayakkabı seçimi konusu kadar önemli ve detaylı bir hadise ise zeminin tercihidir. Genelde yaşlı teyzelerimizi ve amcalarımızı kaldırım kenarlarında, beton zeminlerde görmekteyiz. Burada teknik olarak hatalı bir davranışın sergilendiğini söylemekte fayda var.

Çünkü sert zemin iki vasıta yardımıyla dize zarar vermektedir. Bunlardan ilki daha sert bir zemin reaksiyonu sunarak, kasların daha erken yorulması ile diz eklemini savunmasız bırakır. İkincisi ise savunmasız kalan diz eklemine yine aynı oranda tesir edecek korkunç bir stres uygular. O halde parklarda yer alan turuncu zemin (tartan zemin) tercihi veya toprak zemin tercihi bizi kurtaracak enstrümanlar gibi gözüküyor.

Gözden kaçırma  Demir eksikliği ne iyi gelir?

İkinci bir diğer hadise ise ayakkabının seçiminden daha önemli olan “kullanım sıklığı veya ömrüdür”. Çünkü bir ayakkabı, üretim materyali de gözetildiğinde ortalama 400 mil kullanım ömrüne sahiptir. Daha sonrasında ayakkabılar, ayakkabı vasfı olarak değerlendirilecek stresi absorbe etmede yardımcı olabilme esnekliğini kaybeder. Bu da yaklaşık olarak 5 ile 9 aylık bir gündelik kullanıma denk düşecektir.

Çocuklarda diz ağrıları görülmesi normal mi?

Çocuklarda diz ağrıları zamanla ortaya çıkabilmektedir. Özellikle basketbol gibi sıçrama ve serbest düşme faaliyeti içeren sporlar ile uğraşan gençlerde, bu rahatsızlık sıkça görülebilmektedir.

Her ağrı her zaman anormaliteyi göstermez. Bunun net örneklerinden biri de doğal olarak beklenen bir hadise olarak boyun uzamasıyla paralel seyreden diz ağrılarıdır. Os good schlatter rahatsızlığı büyümeye bağlı olarak tuberositas tibiae (kaval kemiğindeki çıkıntı) bölgesinde lokal hassasiyettir. (Kaynak)

Bunun gibi birçok parametreyi gözlemleyebildiğimizden de söz etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla çocuklarda diz ağrıları masum potansiyel taşıyabilse de, travmatik köken olsun, olmasın kesinlikle bir uzman hekim (ortopedist) tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kilolu olmak ve diz ağrıları paralel mi seyreder?

Kilolu olmanın düz bir mantıkla dize yansıyacak yükün artışına gebe olduğunu öngörebiliyoruz. Oysa ki, diz ağrıları için alınan her kilonun yansıyan etkinliği sanıldığından çok daha fazla olmaktadır.

Siz kilo aldıkça yine sert zemindeki gibi bir reaksiyonel zinciri gözlemliyoruz. Fazlaca yük taşıyor, kaslarımızı çabuk yoruyor ve daha sonrasında normalin çok üstünde bir yüklenmeyi tamamen mekanik zemine indirgiyoruz. O halde uzun süreli kilo alımı veya ani kilo değişimleri de diz ağrıları için gayet tatminkar bir sebep olarak değerlendirilebilir.

Ameliyat kesin ve net çözüm mü?

Bugün uzman hekiminiz diz ağrısı için ameliyat opsiyonunu kullanarak, sizin için yeni bir yolculuk başlatmış olabilir. Ancak bu çoğu zaman topyekün kurtuluş değildir.

Diz ağrıları için hekim kararıyla ameliyat bazen kaçınılmaz bir son olabilir. Ancak bu da ameliyatın sonuç olduğu anlamını taşımaz. Zaten uzman hekiminizin de sizi bilgilendireceği süreç, çoğu zaman ameliyat sonrasında başlar. Kilo vermek, kasları kuvvetlendirmek, normal eklem hareket açıklığına kavuşmak ve günlük yaşam aktivitelerinde dikkatli davranmak gibi parametreler, ameliyat olsanız da olmasanız da dikkat etmeniz parametrelerin başında gelmektedir.

Yani siz ameliyat olunca ağrılarınız sona erebilir ancak sorunlar tam anlamıyla çözüme kavuşmuş değildir. Bunun en net örneklerinden biri Menisküs ameliyatı için belirtilebilir. Menisküs ameliyatı, zaten dolaşımı zayıf olan menisküsün hasar görmesine karşılık uzman hekim tarafından hasarlı kısmın alınması (menisektomi) veya travmanın büyüklüğü ile farklı tekniklere danışılması gibi alt başlıklara sahiptir. Bu ameliyat diz konusunda konforlu (ön çapraz bağ yırtığı gibi temel problemlere göre) olarak görülse de, sonucunda bir rehabilitasyon gereksinimi mevcuttur.

O halde ameliyatın bir son olmadığını iyi analiz etmemiz gerekiyor. Her şeyin özünde, ameliyatlı veya ameliyatsız diz ağrısı çözümü için hayat tarzımızda ve doğru bildiğiniz yanlışların düzeltilmesinde oldukça gönüllü davranmamız gerekmektedir.

Diz ağrıları egzersizleri işe yarıyor mu?

Halkımız sağlık sorunlarını Google’a danışmayı bir hayli sevdi. Ancak bu çok da doğru bir davranış modeli değil. Bunu şimdilik diz ağrıları özelinde konuşacağız.

İnternet üzerinden bulduğunuz egzersizler tekelinde konuşalım. Örneğin sizde hamstring yırtığı (arka bacak kası yırtığı) var diyelim. Siz tutup, hamstring germe yaparak semptomları rahatlatmaya çalışıyorsunuz. Morluğa, ödeme rağmen internette bulduğunuz bu egzersizi yapmaya gayret ettiğinizi varsayalım. Sonuç “daha iyi” değil, “daha kötü” olacaktır.

Bkz: Kas yırtılması önlenebilir mi?

O yüzden diz ağrınız uzun zamandır varsa, özellikle ödem veya ekimoz (morluk) varsa bir uzmana danışmanız büyük önem arz eder. Bunun yanı sıra özellikle gece ağrıları da belirgin ise sorun olduğu açıktır ve bir uzman görüşüne muhtaçtır.

Diz ağrıları için ilaçlar işe yarar mı?

Ağrınız var. Ağrı kesici veya kas gevşetici aldınız. Birkaç saatliğine rahatladınız. Peki bu iyi bişey mi? Bir uzman hekim önermediyse, hayır! Neden mi?

Çünkü ağrı bize her zaman geri bildirim sağlayan bir materyaldir. Yani ağrı bize gün içerisinde yapmamız, yapmamamız gerekenleri bildiren bir tercüman. Siz hiçbir uzmana görülmeden ağrı kesici veya kas gevşetici kullandığınızı varsayalım. Olacak nedir? Ağrı kaynağı olan ve yapmamanız gereken hareketleri ağrı algınızdaki azalmadan dolayı yapmanız anlamına gelir.

Bu her açıdan kötü bir tecrübe. Diz ağrıları ile uğraşırken, sorunu derinleştirmekten başka bir anlam taşımayacaktır. Zaten hiçbir sağlık probleminde uzman hekim görüşü olmadan ilaç kullanmamak gerektiği açıktır. Bu yüzden internet üzerinde erişilebilir olan ilaçları mucize bulmuş gibi temin etmeye ve sorunu çözmek yerine semptomları ortadan kaldırmaya odaklanmayın. Uzmanınızın görüşleri dışında uygulamalara yönelmeyin.