d vitamini eksikliği

Artık kapalı alanlarda, hizmet sektörü başta olmak üzere birçok parametrede hizmet veren çalışanların sayıca çoğaldığı bu dönemde D vitamini eksikliği kaçınılmaz bir son gibi duruyor.

D vitamini aslında diğer vitaminlerin aksine oldukça kompleks ve bazı özel gereksinimleri olan bir vitamin.

Bkz: B12 vitamin eksikliği

NIH tarafından yapılan bir araştırmada 1 milyar insanın yeterli D vitamini alabilme konusunda sorunlar yaşadığı tespit edilmiş. Bu yeryüzünde yaşayan insan popülasyonu düşünüldüğünde her 7 kişiden birinin D vitamini eksikliği yaşadığını gösteriyor.

Bunun iklimsel bir alt yapısının olduğunu ve coğrafik bölgenin dezavantajları ile harmanlanabilecek bir hadise olduğunu öngörmek oldukça kolay. Çünkü D vitamini, diğer bileşenlerin aksine güneş ışığı ile aktive olmaktadır.

Bu açıdan bakılırsa Avrupa’da yaşayan insanların %41.6‘sı D vitamini eksikliği yaşarken, Afrikan-Amerikan’larda bu oran %82.1‘e yükselmektedir. Burada genetik dezavantajların da göz önünde bulundurulması elzem.

D vitamini eksikliği kimlerde olur?

D vitaminin güneş ışığıyla doğrudan bağlantılı oluşu, bazı insanların bu konuda noksanlıklar yaşamasının en temel nedenleri arasında gösterilebilir.

Koyu ten rengine sahip insanlar, yaşlı nüfus, obezite veya aşırı kilolu insanlar, yeteri kadar balık ve süt tüketmeyenler, ekvatordan uzak bölgelerde yaşayarak yeteri kadar güneş ışığına maruz kalamayanlar, günün belirli bölümlerinde (sonra değerlendireceğiz) güneş ışığı alma imkanı bulunmayanlar yoğun risk altındadır.

İşin aslında toplumun büyük bölümünün D vitamini eksikliği yaşadığı bilinen bir husus, ancak bu semptomların yeterince ciddiye alınmaması ve örselenmesi problemin temelini oluşturuyor. Genelde D vitamini eksikliği belirtileri diğer parametreler ile karıştırıldığından çok sonralarında anlaşılır bir yapıya bürünüyor.

D vitamini eksikliği belirtileri

D vitamini aslında bize gün içerisinde oldukça radikal ve anlaşılır belirtiler sunsa da, genelde bunun mevsimsel bir tabanı olduğuna ve zamanla bunların düzeleceğine dair inanışlarımız son derece kuvvetli.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, D vitamini eksikliği belirtileri ile yaşamımıza son derece müdahale eden, bilakis bizi yaşamda pasifize eden bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Sürekli hasta olmak, enfeksiyon ile uğraşmak

İlk etapta D vitamini ile sürekli hasta olmak arasında korelasyonun anlaşılması güç olabilir. Ancak D vitamini bakterilere ve virüslere karşı savaşmanızı sağlayan bağışıklık (immün) sisteminizin önemli aktörlerinden biri.

Örneğin kapımızı çalmaya şimdiden başlamış kış aylarının en popüler rahatsızlıklarından biri olan soğuk algınlığı ve sizin bu duruma yakalanma olasılığınız, D vitamini düşüklüğü ile doğrudan alakalı.

Birçok araştırma solunum sistemini etkileyen birçok enfeksiyonel rahatsızlığın nedeninin D vitamini düşüklüğü ile alakalı olduğunu gösteriyor. Pnömoni, bronşit gibi toplumsal tabanda birçok katılımcısı bulunan rahatsızlıkların D vitamini eksikliği ile aralarında kuvvetli bir korelasyon olduğunu gösteriyor. (Kaynak)

Yorgunluk ve sürekli halsiz olmak

Burada karıştırılan bir husus vitaminlerin enerji vermediğine yönelik yargının yanlış anlaşılmasıdır. Vitaminlerin enerji vermediğine dair bilimsel görüş, onların enerji sistemine dahil olmaması ve üç temel besin kaynağının dışında yer almasından dolayıdır. Aslında birçok vitamin, enerji sistemine dolaylı yoldan müdahale etmekte ve sizin zindelik durumunuzu etkilemektedir.

Bu konuda en net ve somut örnek olarak bir kadının yorgunluk ve sürekli baş ağrıları ile kliniğe başvurmasıyla başlayan araştırma verilebilir. Burada kadın kliniğe başvurduğunda D vitamini seviyesi 5.9 ng/ml düzeyindeydi. Optimal koşulların 20 ng/ml altını düşük kabul ettiği öngörülürse bu seviyenin bir hayli düşük olarak değerlendirilmesi doğru bir kanaat olacaktır. D vitamini takviyesi alan kadın 39 ng/ml seviyesine yükselen D vitamini seviyesiyle baş ağrılarına ve kronik yorgunluk şikayetine elveda dedi. (Kaynak)

Kemik ve bel ağrısı

Kronik bel ağrısı tüm toplumların en çok karşılaştığı sorunların başında geliyor. Araştırmalar her 3 insandan birinin hayatının bir köşesinde bel ağrısı ile karşılaşacağını gösteriyor.

Bu her ne kadar dinamik bir olgu olsa da, bel ağrısının arka planında kemik kalitesini ölçeklendiren ve geliştiren kalsiyum ve D vitamini yüzdesinin de olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Oldukça geniş bir kitle ile yapılan araştırmalarda D vitamini eksikliği ile kronik bel ağrısı arasında ciddi bir korelasyon saptandı. (Kaynak)

Yaraların geç iyileşmesi

Yaraların geç iyileşmesinin D vitamini ile olan ilişkisi analiz edildiğinde oldukça kuvvetli bir korelasyonun olduğunu söylemek mümkün.

Gözden kaçırma  B12 eksikliği belirtileri ve tedavisi

Yapılan bir araştırmada diş cerrahisi sonrasında iyileşmenin temel anahtarlarından birinin D vitamini olduğu gözlemlenmiş. (Kaynak)

Aynı zamanda D vitamini için ilk etapta bağışıklık sisteminin önemli bir regülatörü olduğunu dile getirmiştik. Bu başlı başına yaralı dokunun enfeksiyondan arınması ve tekrardan yeni bir cilt dokusuna kavuşması için büyük bir önem arz ediyor.

Saç dökülmesi D vitamini eksikliği belirtisi olabilir mi?

Saç dökülmesi birçok erkeğin ve daha az oranda kadının rahatsızlık yaşadığı bir problem. Oysa ki, bunun arka planında farklı bir rahatsızlık aktif rol oynuyor olabilir.

Alopecia areata olarak bilinen otoimmün bir rahatsızlık saçlarınızın istikrarlı bir şekilde dökülmesinin sebebi olabilir. Birçok araştırma bu rahatsızlığın düşük D vitamini seviyesi ile çok yakından ilgili olduğunu göstermekte.

D vitamini kaç olmalı?

D vitamini ile ilgili yapılan araştırmalar 30 ng/ml ve üstü için “yeterli” yorumunu yapıyor. Ancak 100 ng/ml üzerine çıkıldığında ise yararlı etkinliğini çıkmaza sokuyor. Önerilen aralık ise 40 ng/ml ile 80 ng/ml arasındadır.

10 yıl boyunca hastaların takip edildiği bir araştırmada bu seviyelere erişmenin oldukça zor olduğu gözler önüne serildi. 20 bin insanın üzerinde yapılan araştırmada yüksek D vitamini bulgusunun sadece 37 katılımcı ile sınırlı kaldığı gözlemlendi. (Kaynak)

D vitamini eksikliği ne yemeli?

Günlük alınması gereken D vitamini miktarı 600 IU olarak tavsiye edilmektedir. Ancak bunun gün ışığı ile etkileşime girmesi mümkün olmadığı koşullarda 1000 IU‘ya kadar yükselebileceğini de not etmemiz gerekiyor.

Burada en önemli hadise vejetaryan beslenme alışkanlıklarına sahip olanların hayvansal kaynaklı gıdalara erişiminde başlıyor. Çünkü D vitamini içeren özellikle deniz mahsülü grubu besin kaynakları, bu beslenme alışkanlığına sahip bireyler için uygun değil. Bunun için güçlendirilmiş soya sütleri edinilebilecek ender D vitamini kaynakları arasında sayılabilir.

Burada gün içerisinde yeterli D vitamini alımını mümkün kılan besinlere yer vererek, sayısal ifadeler ile porsiyonlarınızı ayarlamanızı mümkün kılacağız.

Bunlardan ilki Somon. 100 gram Somon, USDA’ya göre 361 ile 685 aralığında değişen D vitamini içermektedir.

İkincisi konserve ton balığı. Ortalama bir konserve ton balığı, 100 gramında 236 IU değerinde D vitamini içerir. Ancak burada bir deniz mahsülü olan ton balığının metilmercury içeridiğinin ve bunun birikmesi sonucunda ciddi sağlık problemlerinin oluşabileceğini öngörmek ve dikkatli bir şekilde tüketmek tavsiye edilir.

Üçüncüsü ise karides. Her ne kadar mutfağımıza uzak bir deniz mahsülü olsa da, içerdiği D vitamini ile oldukça sağlıklı bir statüde. Tek serviste 152 IU D vitamini içermesi nedeniyle, günlük D vitamini gereksinimin %25’ini oldukça kolay bir şekilde karşılar.

Dördüncüsü ise yumurta sarısı. Toplumumuzun kahvaltısında olmazsa olmaz olarak nitelendirilebilecek bu besin kaynağı tek porsiyonda 18 ile 39 IU oranında D vitamini içermektedir. Bu ilk etapta zayıf bir rakam gibi görülse de, tüketilen porsiyonların genelde 3 ve daha fazlası olarak konumlandırıldığı durumda, diğer öğün bileşenleri ile büyük katkı sağlayacağı kabul edilebilir bir gerçek.

Süt içmek D vitamini eksikliğini düzeltir mi?

Reklamlar şüphesiz toplumsal hafıza düzeninde süt ile D vitamini arasındaki korelasyonun netleşmesine vesile oldu. Bunun bilimsel olarak da makul ve kıymetli görüyoruz. Ancak hangi süt türevinin, ne kadar D vitamini içerdiğini doğru analiz etmemiz gerekir.

Bir bardak inek sütü (237 ml) 130 IU oranında bir D vitamini içerir. Bu günlük alınması gereken D vitaminin %22’sini karşılamaktadır.

D vitamini hayvansal kaynaklı gıdalardan elde edildiğinden, soya sütü içerisinde bulunmamaktadır. Ancak yapılan takviyeler neticesinde bir bardak soya sütü (237 ml) içerisinde 99 ile 119 IU oranında bir D vitamini barındırır. Bu günlük ihtiyacınızın %20’sini karşılar.

Portakal suyu D vitamini ihtiyacını karşılar mı?

Dünya üzerinde yaşayan insanların bir bölümünde laktoz intoleransı olduğundan hiçbir süt ürününü tüketme fırsatı bulamıyorlar. Hal böyle olunca alternatif bir D vitamini ihtiva eden içecek gereksinimleri oluyor.

Bu konuda kış aylarının favori ve vazgeçilmez D vitamini kaynağı olan portakal suyu aktif bir rol üstleniyor. 1 bardak portakal suyu 142 IU oranında D vitamini içererek gerçek anlamda, annelerimizin tembihlediği gibi “şifa olma” yolunda emin adımlar ile ilerliyor.