Sanayi devriminden sonra insanlar ofisler, masabaşı işler ile daha çok entegre olmaya başladı. Bugün birçok insan ister istemez, masa başında saatlerini geçiriyor. Boyun tutulması ne iyi gelir sorgusundan ziyade boyun tutulmasının temel anahtarlar noktalarını çözmek ve işin suçlusu olarak görülebilecek problemlere ışık tutabilmek hepimiz açısından önemli.

Boyun tutulması her zaman bizim için konforsuz ve hayattan edindiğimiz mutluluğu zayıflatabilecek bir enstrüman. Kimi zaman sabah kalktığımızda, kimi zaman gün içerisinde meydana gelen bu konforsuz deneyimi yaşayanlar da aslında çok yalnız değil. 2010 yılında CDC tarafından yapılan bir araştırma 100 kadının 17’sinde, 100 erkeğin ise 12‘sinde bundan muzdarip olup, özellikle uyku kalitelerinde gözle görülür bir azalma olduğunu dile getiriyorlar.

Boyun tutulmasının nedenleri

Boyun tutulması birçok farkı sebepten ötürü olabilmektedir. Bu yüzden her boyun tutulmasının aynı sebep yelpazesinde değerlendirmek talihsiz olacaktır. Ancak genelde boyun tutulması kötü postür ve buna bağlı gelişen yeterli aktivasyonun sağlanamamasından mütevellit oluşur.

Bkz: Ofis çalışanlarında bel ağrısı

Birçok ofis çalışanı işsel düzenlerinden ötürü oturdukları yere, oturma şekillerine, ne kadar süre oturduklarına çoğu zaman dikkat etmezler. Bu ilk bakışta çok da ciddiye alınmayacak bir unsur olsa da, işin esasında en kudretli deformasyonu meydana getiren statik ve tekrarlı yüklenmelerin temelini oluşturur.

Bu durumu gözünüzde canlandırabilmek için araba fenomeni üzerinden yorumlamak elverişli olacaktır. Örneğin, aylarca veya yıllarca çalışmayan ve yerinde sabit bir şekilde duran bir arabayı düşünün. Yıllardır yola çıkmamış, hiçbir şekilde çalışmamış ve tabiri caizse yerinden dahi oynamamış bu arabanın “sağlıklı” bir şekilde çalışır olması gerekir değil mi? Ne yazık ki, hayır!

Az önceki örneklem üzerinde en çok atlanan nokta hiç kuşkusuz arabanın sabit yerinde dururken dahi bir gravity force (yerçekimi kuvveti) ile karşı karşıya kaldığıdır. Burada değişmeyen statik yüklenme döngüsü, uzun vadede bir deformasyonu da beraberinde getirir.

O sebeptendir ki, bel ve boyun ağrıları genelde 30-40 senelik bir deformasyon hikayesinin sonucudur. Bugün masada çalışırken yaptığınız tüm hataların bedeli elbet omuzlarınıza binecektir. Boyun tutulması da bu döngüde karşılaşacağınız sonuçlardan yalnızca birisidir. Bu yüzden dikkatle süreci idame etmemiz gerekmektedir.

Boyun tutulması yanlış nefes almaktan olabilir mi?

Aslında boyun tutulması kavramını çok multidisipliner incelemek mümkün. Çünkü hali hazırda birçok komponentte aktif rol üstlenen boyun bölgesi ve onun destekçisi dinamik yapılar, üstlendikleri vazife neticesinde farklı alanların da etkinliğini üzerinde hissedebilmektedir.

Boyun bölgesinde yer alan kaslar aynı zamanda birer yardımcı solunum kaslarıdır. Nefes aldığınızda bölgenin hareketlenmesi ve genişlemesi üzerine kurgulu dinamikleri, normal şartlar altında gayet akıcı bir formda tekrar eder. Ancak ne zaman, sürece müdahale edilir ve doğru solunum periyodu kaybedilirse işte o zaman sıkıntılar gün yüzüne çıkmaya başlar.

Bkz: Doğru nefes alma teknikleri

Aslında kasların dinamik şekilde değişimler geçirdiğini öngörmek bilimsel normlardan uzaklaşmak olabilir. Ancak boyun gibi oldukça hareketli bir yapının, tip 2 kaslardan zengin içeriğinin morfolojik açıdan bozulduğunu özellikle kronik vakalarda gözlemleyebiliriz. Hareket ihtiva eden bu kaslar, zamanla stabilizasyon ve statik kuvvetin oluşturduğu enerjiyi sönümleyebilmek adına oldukça sert ve harekete duyarsız bir hale gelebilir. Genelde bu tutulmaların asimetrik oluşu da yüklenmenin yönünü tayin edebilmek açısından bu anlamda önemlidir.

Gözden kaçırma  Kas erimesi nedir? (Kas erimesi belirtileri)

Biz yüzeyel solunum yaptığımızda bu kaslar artık beklentinin çok üzerinde solunuma katkı sağlamaya başlarlar. Bu da ister istemez, gevşemelerine olanak sağlayacak sürenin büyük ölçüde daralması demektir. Bu da boyun tutulması probleminde ikinci travmatik unsurdur.

Boyun tutulması tedavisi

Boyun problemleri genelde uzun süreli deformasyonel bir eğrinin akabinde ortaya çıktığından, problemin çözümü de çoğu zaman komplike ve işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor gibi görünse de, doğru önergeler uygulandığında tedavi kaçınılmazdır.

Özellikle kollarınıza vuran bir sinirsel defisit (uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı) yoksa, kendinizi şanslı insanlardan sayabilirsiniz. Çünkü bu aslında günlük yaşamda deneyimlediğiniz veya tekrarladığınız hareketlerin bir bileşkesidir ve tedavisi de soruna neden olan etkenin ortadan kaldırılabilmesi ile mümkün olacaktır.

Bunun için telefon kullanmanızdan, kitap okumanıza, bilgisayar başında geçirdiğiniz saatlerden, uyku düzeninize kadar birçok parametrenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

İlk etapta kolayca telaffuz edilse de, işin aslında karmakarışık bir dinamikler bütünü bizi karşılamaktadır. Bu problemler sarmalından kurtulmak için ilk yapmamız gereken hiç kuşkusuz, dinamik yaşamda yükü kaslarımızın mı yoksa kemik dokunun mu taşıdığını idrak edebilmek. Bunun algısı oturduğunda ve böyle bir düzende hareket formu benimsendiğinde problemin birçoğundan kurtulmak oldukça mümkün.

Siz farkında olmasanız da, vücudunuz mekanik ve nörolojik ahengiyle yerçekimine karşı tavrını korumak konusunda oldukça isteklidir. Sizler bunu kassal kitleye yükleyip, oryantasyon sağlamayı başaramazsanız bu sefer kemik doku ile statik yüklenme göğüslenilecektir. Bu ihtimal sağlansa bile 25-30 dakikalık oturma veya aralıksız ayakta durma deneyimi de bu stabilizatör ve tonik kasların gevşeyecek yeterli süreyi bulamamasından ötürü sıkıntılı bir tabloya sizi itecektir.

Boyun tutulmasına krem iyi gelir mi?

Boyun tutulması yaşandığında gevşeyemeyen, istirahatteki gerginliğinin çok üzerine koyabilmiş, oldukça sert ve harekete ağrılı yanıt veren bir kas dokusu bizi karşılamaktadır.

Bu yüzden kişilerin birçoğu boyun tutulması ile karşılaştığında ilk tercih olarak akıllarına kas gevşetici krem kullanmayı getirmektedir. Bu ağrının kaynağını nöral bir yapı oluşturmuyorsa kabul edilebilir olabilir ancak işin esasında döngü burada biraz karmaşıklaşmaktadır.

Örneğin farkında olmasanız da, sıklaşan eğride boyun ağrıları ve boyun tutulmaları ile yüzleşiyorsanız bir boyun fıtığı adayı olabilirsiniz. Bu durumda uygulayacağınız kremler veya kullanacağınız ağrı kesici ilaçlar radiküler (kök basısı) ağrı olduğundan beklenen düzeyin çok altında dahi tesir etmeyecektir. Hal böyle olunca bir uzmana (beyin sinir cerrahı) görülmek, sorunu ötelemekten daha anlamlı bir hareket olabilir.

Çünkü birey her ne kadar ağrının kaynağını boyun bölgesindeki kasların gerginleşmesi ve hareketsizleşmesine bağlasa da, işin aslında ağrı omurgadan çıkan sinir ağlarının üzerine inşa edilen basıdan kaynaklı gelişebilmektedir. Bunun anlaşılabilmesi için ağrıların ve boyun tutulmalarının döngüsel periyodunun takip edilmesi oldukça verimli olabilir. Bu şikayetler sıklaştığı zaman bir uzmana görünmek her zaman akılcı bir seçenek gibi gözüküyor.