boy kitle endeksi

İnsanoğlunun yeme alışkanlıkları, iş dünyasında yaşanan gelişmeler ve insanın kendine vakit yaratmak adına sınırlı kalması nedeniyle son yıllarda ciddi bir başkalaşım geçirdi. Boy kilo endeksi de bu anlamda özel bir yer kazansa da, sahiden varsayıldığı ölçüde kıymetli bir yorumu bize kazandırıyor mu?

Birçok parametrede olduğu gibi obezite gibi hayati bir konuda da boy kilo endeksi oldukça önemli gibi gözüküyor. Ancak bu kadar değerli anlamlar yüklediğimiz bir skalanın, asli kusurlarını da görmezden gelmek ne yazık ki büyük bir haksızlık olacaktır. Bu yazımızda boy kilo endeksi hesaplama, boy kilo endeksi aralıkları gibi birçok detaya yer verdiğimiz gibi, teknik olarak barındırdıkları hataları da sizler ile paylaşacağız.

Boy kilo endeksi hesaplama nasıl yapılır?

Boy kilo endeksi hesaplama işlemi oldukça basittir. Bunun için bir hesap makinesi yeterli olacaktır. Burada işlemi gerçekleştirmek için kullanacağınız parametrelerin birim değerlerini doğru analiz etmeniz gerekmektedir.

Bunun için ağırlığımızı kilogram, boyumuzu ise metre cinsinden hesaplayacağız. Bir örnek vermek gerekirse, 80 KG ağırlığında ve 180 cm boyunda biri olduğumuzu varsayalım. Burada ağırlığı hiçbir işlem yapmadan kullanırken, boyumuzu metreye (1.8) çevirip, karesini alacağız. Daha sonrasında ağırlığımızı bu değere böleceğiz. Sonuçta çıkan değer bize ait boy kitle endeksi değeri taşıyacak.

Boy kitle endeksi hesaplama: Kilo / (Boyunuzun metre cinsinden karesi)

Sağlıklı bir insanın boy kilo endeksi kaç olmalı?

Kilolu olmak kadar, aşırı zayıf olmak da bir sağlık problemidir. Özellikle kadınlarda menstrüal problemler yaratabilmektedir. Anoreksia Nervosa, Anoreksia Bulimia olarak adlandırılan bu problemler, aşırı zayıflık ve yeterince beslenememe alışkanlıklarının getirdiği sağlık sorunlarıdır.

O yüzden, genelde telaffuz edilen 25 değerinin altında kalarak sağlıklı bir boy kitle endeksi yakalamaya gayret etmek çoğu zaman teknik olarak hatalıdır. Sağlıklı bir insan 18.5’un üzerinde, 25 değerinin altında bir boy kilo endeksine sahip olmak zorundadır.

Obezite de sanılanın aksine tek bir aralığa sığmamaktadır. Boy kilo endeksi pergelinde 3 sınıf obezite vardır. Bunlardan en tehlikelisi boy kilo endeksinin 40’ın üzerinde olduğu öncüllerdir.

Yine boy kilo endeksi hesaplamalarında yapılan bir diğer hata ise 25 ve üzerini obezite statüsünde değerlendirmektir. Oysa ki, bu da teknik olarak hatalıdır. Zira 25 ile 29.9 aralığındaki sayısal değer obeziteyi değil, fazla kilolu olmayı göstermektedir.

Boy kilo endeksinde 30 değerinin üzeri ise her 5 değer bareminde 1, 2 ve 3. sınıf olmak üzere obeziteye denk düşmektedir.

Boy kilo endeksini hesaplamak geçerli bir ölçüm metodu mudur?

Temel parametreleri belirttiğimize göre şimdi geldik kafa karıştıran temel sorunlara. Uzun yıllardır yaygın ve bir gereksinime ihtiyaç duymaması nedeniyle kullanılan boy kilo endeksi esasında birçok hataları içinde barındırmaktadır.

Adolphe Quetelet tarafından 160 yıl önce tasarlanan bu yöntem, uzun süre boyunca obezite değerlendirmelerinde oldukça önemli bir referansal değerdi. Halen de öyle. Ancak son yıllarda yeterliliği tartışılmaya başlandı.

Bkz: İdeal yağ oranı hesaplama

Bu tekniğin çok önemli bir kusuru mevcuttu. Kişinin yaşı, cinsiyeti, spora yatkınlığını, fiziksel aktivite düzeyini, günlük yaşam faaliyetlerini yok sayıyordu. Dolayısıyla kas kitlesinin özgül ağırlığı ile yağ dokusunun konsantrasyonunu da değerleme dışında tutuyordu.

Gözden kaçırma  Valsalva Manevrası nedir?

Bununla ilgili yaygın görüşler, tekniğin her ne kadar iyi niyetli olsa da yetersiz kaldığını savunuyor. İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırmada bel çevresi ölçümünün, BKİ’ye oranla daha etkili ve tip-2 diyabet açısından duyarlı olduğunu göstermektedir. (Kaynak)

İşte tam da burada yorumlama ve araştırmalar kesin bir dille ayrılıyor.

O vakit hangi yöntemi kullanmalıyız?

Tip-2 diyabetin toplumun büyük kesimini etkileyen bir sağlık problemi olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Son yılların getirdiği fast-food tüketim parametreleri ve özellikle Amerika merkezli yükselen obezite ile doğrudan ilişkili bu rahatsızlık için karbonhidrat kaynaklarına erişimin yatkınlığı büyük bir handikap konumunda olabilir.

Yine birçok araştırma, Amerikan halkının son 10 yılda gazlı içecek tüketiminde bile yaklaşık 6 kat artışın olduğunu gösteriyor. Yani ortalama bir Amerikan, günde 150 ml gazlı içecek tüketirken, şu anda yaklaşık 900 ml yani 1 litre gazlı içecek tüketiyor. Sahi, günlük tüketmeniz gereken su miktarının 3’te biri olduğunu öngörürsek ve halkın büyük çoğunluğunun su tüketiminde bu kadar özverili olmadığını varsayarsak durumun vahimliğini daha net anlayabiliriz.

O yüzden obezite ile savaş, birçok sağlık probleminin de belirgin şekilde görülme sıklığında azalma demek ki, bu kişilerin yaşam ömründen tutun, devletlerin sağlık harcamalarında azalmaya kadar birçok pergelde kazanç sağlayacaktır.

Bahsettiğimiz İngiltere’de gerçekleştirilen araştırmada obez tanısı almayan erkeklerde bel çevresinin 102 cm, kadınlarda ise 88 cm üzerinde olduğu olgularda tip-2 diyabet riskinin bir hayli kuvvetli olduğu bulunmuş.

Tabii ki, 160 yıldır kullanılan bir parametreyi derhal kayıtlardan kaldırarak imha etme temennisinde değiliz 🙂 Ancak şunu da söylemeden geçmemek gerekiyor. Obezite ölçümlerinde ve tip-2 diyabet risklerinin analiz edilmesinde tek başına bir yeterlilik kıstası olmaktan uzak bir noktada. En azından son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar bunu net bir şekilde ifade etmektedir.

Bu konuda farklı tekniklerden biri ise 2012 yılının Mayıs ayında Fransa’da gerçekleştirilen 19. Obezite Kongresi‘nde sunuldu. Dr. Margaret Ashwell tarafından sunulan teknik, beli boyunuza bölerek edineceğiniz değerin, tip-2 diyabet ve kalp damar hastalıklarının öncüllendirilmesinde oldukça hassas olduğunu gösterdi.

Bel bölgesi neden önemli?

Kadınlar ve erkekler için ayrı sayısal değerlere sahip ve yukarıda da belirttiğimiz değerler doğrultusunda önem arz eden bel bölgesi, kritik bir yağlanmaya sahip.

Bu bölge yoğunlukla kas dokusundan izole ve vücudumuzun depo ürünleri olma statüsünü taşıyan yağları barındıran bir bölgedir. Hali hazırda önemli bir referans olması da buradan kaynaklanmaktadır.

Boy kilo endeksi düşünüldüğünde gözardı edilen kişinin yetkinlik düzeyine ve kas / yağ oranına doğrudan olmasa da dolaylı yoldan atıf yapan bu bölge, tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları başta olmak üzere birçok sağlık problemi için büyük önem arz etmektedir.

Ancak hiç kuşkusuz bizim önerimiz, bu iki metodun da sağladığı edinimleri homojen şekilde değerlendirmek suretiyle bütüncül bir yorum yapabilmektir. Son yıllarda yapılan araştırmalar boy kilo endeksinin hassasiyetini eleştirmekten ziyade, tek başına bir kıstas olarak, tek başına bir değerleme formu olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğuna yöneliktir. Bu yazımızda da bunu belirtmek istedik.

Sonuç olarak bizim önerimiz, beden kitle endeksinizi 18.9 ile 25 arasında, bel çevrenizi ise kadınsanız 88 cm’in, erkekseniz 102 cm’in altında konumlandırmaya gayret edin.